Sayfalar

26 Temmuz 2013 Cuma

Friends ~ İlk Sezonun Ardından

Bugün de geç keşfettiğim bu harika diziden bahsetmek istiyorum. 94 dizisi diye bir türlü izlemek içimden gelmemişti hatta kesinlikle izleme listemde olmayan bir diziydi. Tabi bu sene yaz için geniş çaplı dizi araştırması yaptığım için friends dizisi sürekli gözüme çarpmaya başlamıştı. Sonra 10 sezon olduğu gerçeği vardı. Neyse nihayet başladım ilk bölümü izleyince çok fazla sitcom gülüş olduğunu düşündüm ama sonra izledikçe alıştım tabi. Her karaktere ayrı ayrı bayıldım. Şuan için en çok hangi karakteri sevdiğime karar veremedim sonraki sezonlarda fikrim değişir kesin. Gülmenin garanti olduğu bir dizi hani gülmese bile (nitekim bazı sahnelerde çok komik olmasına rağmen sitcom gülüş kaynaklı gülemedim) insan eğleniyor.

Dizi 20li yaşlardaki 6 arkadaşın başından geçen komik olayları anlatıyor.

Karakterler:

Rachel - Jennifer Aniston

Romantik filmler deyince ilk aklıma gelen isimlerden biri Jennifer sanırım. Çok sevdiğim bir oyuncu değildi normalde ama bu dizide sevdim. İstemediği evlilikten kaçan Rachel eski arkadaşı Monica'yla karşılaşır. İki arkadaş aynı evde yaşamaya başlarlar. Rachel bir kafede garson olarak çalışmaya başlar ama garsonlukta berbattır. Dizi yayınlanırken Jennifer'ın dizideki saçı bayağı popüler olmuş o yıllarda The Rachel deniliyormuş o saç modeline. O yıllarda ne kadar gençmiş ses tonu.








Beceriksiz garson Rachel  :D











Monica - Courtney Cox:

Dizi yorumlarına baktığım zaman en az sevilen karakterlerden birinin Monica olduğunu gördüm. Ama ben çok sevdim çok güzel bir kadın tabi ilerleyen sezonlarda fikrim değişebilir. Titizlik, düzen manyağı bir karakteri oynuyor dizide.









Phoebe - Lisa Kudrow:

Dizinin uzaylısı. Farklı fikirleri, garip şarkı sözleriyle beni oldukça eğlendiren bir karakter. Ayrıca dizide ikizi var. "Yüzü olan hiçbir şeyi yemem" lafına çok gülmüştüm. Vejetaryen oluyor da kendisi :D












Ross - David Schwimmer:
Dizinin en sevimlisi, Monica'nın ağabeyi, Rachel'a aşık bir karakter. Masum yavru köpek bakışlarına çok gülüyorum. Maymunuyla olan diyaloğuna, ilişkisine bayıldım. Maymun zaten ayrı bir olaydı Ross'a bildiğin trip atıyordu hayvan :D








Ross'un paraşütlü jetonu :D İlk replik denemem bu arada


















































































Chandler - Matthew Perry:
İlk başlarda pek ısınamadığım sonrasında beni en çok güldüren karakter. Özellikle 7.bölümdeki tipine bayıldım. Dizinin espri makinesi desem yanlış olmaz sanırım.













Sigarayı bırakan Chandler'ın sigarayla savaşı
sonrasında gizli gizli içtiği sahneler kopmalık :D












Joey - Matt Leblanc:
Dizinin çapkını. Aynı zamanda Chandler'ın ev arkadaşı. İşi olmayan bir aktör. Çoğu zaman yapılan imaları bile anlamıyor tam saf yani :D Joey'nin How you doin'? sözü o dönemde oldukça kullanılan bir ifade olmuş. Yani Friends dizisinin toplum üzerindeki etkisi büyükmüş.










Cenazede bile maç dinlenir mi yuh :D











Gerçekten harika oyunculara sahip bir dizi. Oyuncular yaşamış sanki diziyi. Konuk oyuncu olarak George Clooney vardı bir bölümde sonraları bir sürü oyuncu daha konuk oluyormuş gerçi. İzlemek isteyeniniz varsa unutulmaz filmler sitesinde 720p olarak bulabilirsiniz.

Edit: Unutulmaz filmler sitesinde bölümler silinmiş. Dizimag sitesinde bulabilirsiniz.

Not: Gifler bana aittir.

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Wreck It Ralph - Oyunbozan Ralph

Yine ben...Dedim bir şeyler yazmanın vakti geldi so bu harika animasyonu tanıtmaya karar verdim.


Konu: Ralph Fix-It Felix oyununun kötü adamıdır. Ama aslında kötü olmak istemiyordur, çöplükte yaşamaktan, bütün ödülleri, övgüleri Felix'in almasından yorulmuştur. Oyunun 30.yılında Felix ve apartman sakinlerinin kendisinden habersiz kutlama yaptıklarını görür. Ve kapılarını çalar. Eve sığamayacak kadar büyük olduğu için ortalığı yıkıp durur. Apartman sakinleri onu istemeyince onlara kendisinin de bir madalya kazabileceğini göstermek ister. Ve şansını başka bir oyunda dener.

Gerçekten konu olarak oldukça orjinal bir animasyondu. Sugar Rush oyununa bayıldım.
Fix-It felix oyunu da eskiden oynadığım bir oyunu hatırlattı bana. İnsanı çocukluğuna götüren bir film. İnsan oynadığı oyunları görünce mutlu oluyor. Mesela Pacman. Karakterler de çok sevimliydi. Filmin içerdiği mesajlar olsun müzikler, görsellik olsun çok güzeldi. Yer yer duygulandım yer yer güldüm, son yılların kurgu bakımından en iyi animasyonlarından biriydi bence.










Vanellope karakteri ne kadar şekerdi öyle yanaklarını mıncırasım geldi. Konuşmalarına da hasta oldum. Genel olarak animasyonları dublajlı izlerim ama bu filmin alt yazılı halini daha çok sevdim. Dublajlı da izlenebilir ama dublaj daha komik yapmamış o yüzden orjinal izlemenizi tavsiye ederim.







Bu da Felix her şeyi düzeltmesine koptum :D
Haha bunlar da sugar rush polisleri :D

Bitiş şarkısını sevdim. Owl City'nin şakısıymış. İlk kez bir animasyonun müziklerine baktım. Bir yerde de Rihanna'nın shut up and drive şarkısı çalıyordu.

.                                                                           
                 

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Ben Kimim - Yine Mim Evet

Açıkçası şu mim olayına bayılıyorum. Bedavadan konu buluyorsun çok hoş yani :D Beni Paul Muad-Dib mimlemiş sağolsun varolsun :)

Ben Kimim?
Yalnız bu soru o kadar geniş kapsamlı geliyor ki ne yazacağımı bilemedim. Ben dışarıdan bakıldığında ilk etapta hatta sonraki etaplarda da sessiz biri gibi görünürüm. Ama gerçekten yakın olduğum, yanında kendimi rahat hissettiğim birkaç pipıl var ki onlar bilirler ne kadan geveze olduğumu. Bir rivayete göre ayna kırmada ya da kırıp dökmede diyelim bir numarayım ki evdeki bir takım aynaların yerindeki boşluk sizi tatmin edecektir umuyorum. Sanırım tam bir ev sevdalısıyım kendi evimde ne kadar kalırsam kalayım sıkılmıyorum sürekli dışarı çıkma arzum 13 yaşımda kayboluverdi sonra birden evdeki koltuğuma bağlanıverdim. Üşengeçlik neyse o hepimizin derdi. Adım Hilal bu arada hala bilmeyen varsa. Burcumdan (kova) kaynaklı mı bilemedim ama genelde insanların beni anlamadığı duygusuna kapılıyorum. Biraz da uzaylıyım sanki. Bir de bazı konularda diğer insanlarla aynı şeyleri yapmam yani ne mi demek istiyorum şöyle mesela herkes yolun bir tarafında mı yürüyor ben öte tarafa geçerim herkes o yolu mu yürüyor gider farklı bir yol çizerim bazen. Yalnız kalmaktan da çoğu zaman zevk alıyorum sanki takıcam kulağıma müziği yürüyecem bir başıma. Bazen de kalabalığa bayılıyorum. Neyse detaylı bilgi için şu yazıdan devam edin lütfen. (Hah bir de tıklayıp yeni görüyorsan o yazıyı gerçekten harika bir okuyucusun dicem ne diyeyim :'( )

Bloğunun Adı Nerden Geliyor?
Çok güzel bir soru fakat lakin ama benim bloğun adına bakarsanız hikayem yok diye bas bas bağırıyor. İlk açtığımda bloğum adsız kalmasın diye "Oradan Buradan Biraz Da Şundan" yazıvermiştim. Tabi bir süre sonra bu ad yapışıp kalınca değiştirmek istemedim ki yine bir gün esiverdi yeter ki değişsin şu isim diyerek "Bir Filmkoliğin Güncesi" yapıverdim. Öncekinden iyi ama kabul edin. Filmleri sevdiğimi anladınız varsayıyorum.

Blog Açmaya Nasıl Karar Verdin?
Çok eskiden bir blog açmıştım ama naptığımı bile hatırlamıyorum ne oldu o bloğa acep. Sonra Kore sevdam başladıktan sonra Uzakdoğunun Yakın Hali adlı bloğu keşfettim. Çok hoşuma gidince bir tane de ben açayım dedim ama kısa sürede kimse okumuyor, kendi kendime yazıyorum dürtüsü gelince kapattım. Sonra bu bloğu açtım . Dedim bu sefer pes etmek yok işte gördüğünüz gibi 1 sene oldu ben açalı.

Neden Yaşam Bloğu?
Pas geçtim bu soruyu.

Kişiliğim?
Tüh yeni gördüm bu soruyu o zaman sizi direkt Ben Kimim? sorusuna postalıyorum.

Hoşlandıklarım?
Hehe ramazan ramazan hediyem olsun :D
Yemek yemekten hoşlanırım. Film izlemek, dizi izlemek ruhumun gıdası zati. Müzik dinlemek o ayrı bir olay. Hediye almaktan acayip hoşlanıyorum yetkililere duyurulur. Sevdiğim insanlarla sevdiğim şeyleri yapmak en büyük mutluluklarımdan. Sürekli yeni bloglar keşfetmeyi, okumayı seviyorum. Kitapları çok seviyorum. Tabi ayraçları da. Çok geniş bir soru olduğundan aklıma başka bir şey gelmiyor. Yani hoşlandığım bir sürü şey vardır. Sahilde yürümeye bayılıyorum  deniz kokusuna da. Kitap kokusuna bayılıyorum. Bir şeyler keşfetmekten zevk alıyorum.


Hoşlanmadıklarım?
Burası tam bir dipsiz kuyu :D Kendisini hiç ilgilendirmeyen bir sohbete dalıp taraflardan birini çürüten insanlardan, hiçbir şeyi üzerine alınmayan ve her şeyi üzerine alınanlardan, eve gelen misafirin evi kendisinin bellemesinden, izinsiz eşyalarıma dokunanlardan, sevdiğim şeylerin eleştirilmesinden, uykumun bölünmesinden, sevdiğim bir yemeğin ben yiyemeden bitmesinden, yalnız bir şey yapmak istediğim zaman bunu anlamayıp yapışan insanlardan, zencefilden, duygu sömürüsü yapıp kendini haklı göstermeye çalışılmasından ve alakasız bir şeyi alakasız yerde koz olarak kullananlardan vs vs...Şimdi bunu okuyunca hiçbir şeyden hoşlanmadığımı her şeye sinir olduğumu düşünmeyin bunların hepsinin bir yeri, zamanı, kişisi var. Biri bunlardan birini yaptı diye illa sinir olacağım diye bir şey yok.

En Çok Sevdiğim Makyaj Malzemem?
Gri göz kalemim siyah da olur tabi. Göz kalemi dışında başka bir şey sürünce genel olarak rahat edemiyorum. Sevip kullanmadığım şeyler var mesela rujlar. Fondöten, allık dışında seviyorum makyaj malzemelerini.

Çantamda olmazsa olmazım?
Çanta olmazsa süper olur :D Ne bilim parasız olmaz :P Aynasız olmaz.

En Son Okuduğum Kitap?
İki cami arasında aşk. Ne kitap ama değil mi yarısı boş hehe. Şuan Michael Ende'nin Bitmeyecek Öykü diye bir kitabını okuyorum cidden bitmeyecek gibi (çocuksu geldi)


Çok eğlendim yazarken umarım siz de eğlenirsiniz.
Kore Delisi
Ya leyl
Doğu Denizi
Ayss
Sessiz Gemi
Süpercell

Umarım cevaplarsınız :) Başka yazmak isteyen olursa çekinmeden yorum atabilir.

12 Temmuz 2013 Cuma

Ailee & Henry

Bu sene k-popu hiç takip edemedim. Şöyle youtube'da gezineyim yeni şarkılar keşfedeyim dedim ki iki harika şarkı buldum.

Ailee - A's Doll House - U&I

Aslında şarkıdan ziyade Ailee'nin sesine bittim. Şarkı da hoş gerçi. Ne yalan söyleyeyim uzun zamandır Ailee'nin şarkılarını dinlemeyi düşünsem de bir türlü dinlememiştim neyse geç olmasın güç olmasın diyerekten bugün açıp Heaven'ı dinledim ve bayıldım sesine. Bu klip de yeni çıkmış sanırsam. 

Henry - Trap
Bu harika şarkıyı ben hariç herkes dinlemiş gibi bir his var içimde ama yine de paylaşayım dedim. Hala dinlemeyen varsa dinleyin çabuk. Taemin ve Kyuhyun'un söylediği yerlere özellikle bayıldım. Tabi Henry zaten yetenek abidesi de bu çocuk önceden daha kiloluydu sanki yüzü kaşık kadar kalmış böyle şeker çocukları zayıflamış görünce alıp besiye çekesim geliyor.

9 Temmuz 2013 Salı

Birkaç Şarkı :)


Monstar dizisinden nocturne adlı şarkı. Diziyi izlemeyi düşünmüyordum aslında. Hep aynı şeyler, ergen dizisi falan diye. Bir de nedense kızın oyunculuğu kötüymüş gibi bir his vardı içimde. Ama kız çok sevimliymiş, oyunculuğu da hiç fena sayılmaz hani. Yani diziye bu kız ve şarkılar için devam etmeyi düşünüyorum yoksa kötü bir dizi olmasa da çerezlik bir dizi. Neyse bu şarkıya ciddi anlamda bayıldım kızın sesi de harika

Jayesslee - Payphone

Jayesslee - Secrets

Bu ikizlerin yaptığı coverlara bayıldım. Sesleri de kendileri de çok güzel. Youtube'a Jayesslee yazarsanız diğer şarkılara da ulaşabilirsiniz. Gangnam Style'ı da söylemişler. Gerçi Psy gibi değil de daha farklı yorumlamışlar. Dinlemenizi tavsiye ederim.

Beetlejuice - Jump in the line
















Bu da Beetlejuice filminden. Çok eğlenceli bir şarkı. İnsanda dans etme isteği uyandırıyor. İyi dinlemeler.

5 Temmuz 2013 Cuma

2013 İzlemeye Başladığım Diziler

Merhaba çingular yine uzun zaman oldu yazmayalı. Güya sınav biter bitmez bloğa yazı yazıcaktım. Üşengeçlik işte. Neyse Lysden kurtuldum sonunda. Şuan için istediğim yeri alıyor gibiyim ama bakalım hayırlısı tabi. Sınav biteli 10 gün oldu sürekli canım gezmek ister falan sanıyordum ama evden doğru dürüst çıkmadım bile klasik ben :D İzlemek istediğim bir sürü kore dizisi vardı ama canım hiç izlemek istemiyor ben de biraz yabancı dizilere sardım. Başladığım dizilerden kısaca bahsetmek istiyorum.

Arrow:













 Konu: Oliver Queen çapkın bir milyarderdir. Bir kaza sonucu adaya düşer. Kendisinden 5 yıl haber alınamayınca herkes onun öldüğünü düşünür. Ama Oliver eve geri dönmeyi başarır. Başarır başarmasına da adada geçirdiği 5 yıl onda köklü değişikliklere sebep olmuştur. Oliver geçmişte yaptığı hataları telafi etmek ve Starling City'deki suçluları yakalamak ister böylece gizli Arrow kişiliğini oluşturur.
 Dizinin ilk bölümlerini izlediğim zaman çok aşırı beğenmemiştim yoklukta gideri var diye düşünüyordum. Ama izledikçe diziye bağlandığımı fark ettim. Özellikle ada kısımlarını iple çeker oldum. Sezon finali oldukça iyiydi. Dizi biraz Batman'den çakma gelmişti başta. Ama sonra Green Arrow diye bir karakterin önceden de var olduğunu öğrendim gerçi çizgi romanı Batman'den sonra çıkmış sanırım. Neyse demem o ki eğer süper kahramanları seviyorsanız bu dizi tam size göre.

Goodwin Games:

How i met your motherın yapımcılarından yeni bir komedi dizisi.
Konu: Babalarının ölümü üzerine evlerine dönen üç kardeş babalarının yüklü bir miras bıraktığını öğrenir. Ama mirası alabilmeleri için babalarının isteklerini yerine getirmeleri gereklidir. Kardeşlerin en büyüğü Henry başarılı bir cerrahtır ve bununla sürekli övünmektedir. Parayı en çok kendisinin hak ettiğini düşünür. Chloe ise oyuncu olmak için çabalamaktadır. Başarılı bir oyuncu olduğunu düşünür ama aslında Matematik konusunda çok daha başarılıdır. Jimmy kardeşlerin en küçüğüdür, sürekli hapse girip çıkmaktadır aslında paraya en çok ihtiyacı olan odur.
Oldukça kısa bir dizi 7 bölümden oluşuyor ilk sezonu. Çok şeker bir dizi ve de gülme efekti yok ki ben bunu bir artı olarak görüyorum. Dizinin iptal olacağı falan söyleniyor inşallah iptal olmaz yazık olur güzelim diziye. Son bölümün yönetmeni Neil Patrick Harris'miş bu arada.


Spoiler!! Yalnız ben Chloe'nin İvan ile olmasından hiç hoşlanmadım ayrılsalar da başkası girse keşke diziye :D

The Walking Dead:
Yine bildiğimiz hikaye zombiler falan geride kalanlar zombilerle savaşıp hayatta kalmaya çalışırlar. Bu dizinin de 2.sezonundayım. Fena değil bir şekilde izlettiriyor kendini. Niye izlediğimi bilmiyorum bile. Karakterlerin yarısına uyuzum. En komiği de herkes bu anı bekliyormuş sanki hepsi keskin nişancı kesildi mübarek bir vuruyorlar hemen headshot :D Neyse olur o kadar yine de seviyorum bu diziyi.

Hannibal:
Will Graham FBI'a seri katillerin nasıl biri olduklarını bulmada yardımcı olmaktadır. Yani onların profillerini çıkarmaktadır. Graham kendini suçluların yerine koyabilmektedir. Graham yakalaması gereken son katil için Dr. Lecter'dan yardım ister. Tabi Hannibal Lecter'ın gerçek yüzünü sadece izleyenler bilir.
Şuan sadece 7 bölümünü izlememe rağmen oldukça bağlandım diziye. Seri katil, FBI en önemlisi Hannibal Lecter ilginizi çektiyse sizi bu diziyi izlemeye davet ediyorum.



2 Broke Girls:

Max bir cafede garson olarak çalışmaktadır. Her şeyini kaybeden Caroline Channing geçimini sağlayabilmek için garson olmaya karar verir. Böylelikle ikilinin yolları kesişir. Max harika top kekler yapar. Caroline da kekleri pazarlamak ister. İkili 250 bin dolarlık bir sermaye için para biriktirmeye başlar.
1 sezonun 14. bölümündeyim. Şuan için oldukça eğlenceli gidiyor. O kadar düşük bir imdb puanını hak etmiyor. Max'e bayıldım özellikle laf sokmalarına. Güzel dizi komedi dizilerini sevenlere tavsiyemdir. Gerçi ben komedisinden ziyade meraktan izliyorum.


Şimdilik bu kadar. Yeni başlayan Stephen King'in romanından uyarlanan under the dome dizisi konu olarak ilgimi çekti henüz 2 bölümü yayınlandığı için pek yorum yapamıyorum ama güzel olacak gibi. Büyük ihtimalle bu yazıdan bir tane daha yazacağım çünkü izlemek istediğim bir sürü yabancı dizi var. Neyse millet şimdilik annyeong.

10 Mayıs 2013 Cuma

Mim: Güzeller İçinden Bir Seni Seçtim

Mim var dediler geldim mimlenmemin üzerinden on gün geçmiş olsa da. Beni mimleyen bilimcimin altında kalanlar a teşekkürlerimi iletiyorum. Mimi yapmayan bir ben kaldım sanki. Aklımdan geçen isimlerin hepsi yazılmış neredeyse. Ama olsun dedim ve geldim yazmaya. O değil de başlığı okuyunca kalbimi sanaa ben sanaa verdim diye devam edip oynayan bir ben değilimdir herhalde. Var mı benden çak bi beşlik (Barney mod on) Neyse neyse sustum mime geçeyim en iyisi.

Mim kuralları:
1. Mümkünse mim başlığı benim kullandığım şekilde olsun ki sonna arayıp durmayam “oluum bi zamanlar böle bi mim vardı” diye D: (ama siz daha güzel bi başlık bulursanız onuda ekleyebilirsiniz yanına sorun değil)
2. Listeyi hazırlarken gay yada biseksüel olmaları bizi ilgilendirmiyo benim kastettiğim burada cinsel tercihleri değil bahsettiğim şey tamamen bir kızdan daha güzel yüze sahip olma özellikleri.. bu yüzden listeyi hazırlarken bu ayrıntı unutulmazsa sevinirim..
3. Bide bazı aydıllar kız kılığına girdiklerinde gerçekten bir afeti devran oluyolar kabul ama sadece kadın kılığında öyle oluyolar (gerçi bence hepsi kadın kılığında füber süper oluyolar o da ayrı bi konu) bu namcalarıda liste dışı tutarsak asıl kalbe zarar olanlar ortaya çıkacaktır..
4. Listeyi en fevrıt 5 kişi ile sınırlarsak çok mu ileri gitmiş olurum? tamam 5 asil 2de yedek yapalım bu pazarlığı da kapatalım D: (sadece aydıl olmak zorunda diil listeye güzellikleriyle meşhur aktörde dahil edebilirsiniz :D)
5. Son olarak mim en fazla 3 kişiye şutlanırsa ve tek seferde 85 kişi mimlenmezse sanırım herkese mimleyecek adam kalır :D



Şimdi şöyle ki aklımdan geçenlerin hepsi yazıldığı için benim listem biraz daha farklı olsun dedim o yüzden biraz düşününce birkaç kişi geldi aklıma ama asıl aklımdan geçen kişileri merak ediyorsanız bez cadıları bloğundaki liste Taemin'i de eklersek tam istediğim gibi olmuş.

1. Song Joong Ki:

Tamam farklı bir liste olucak dedim ama bu da Joong Ki yani. Bir gün elimde kalıcak bu çocuk sonra da bi güzel yumurucam yüzünü neyse benim fantezilere fazla girmeyelim en iyisi. Ne şeker yüzü var ya bu kadar tatlı olma lan kızlığımdan utandım resmen :D Böyle pürüzsüz yüzüm olaydı nerdeee.












2. Kim Bum:

İlk gördüğümde çok kızsal olduğunu düşünmüştüm diğer bütün koreli erkekler gibi ama şimdi kız olarak görmüyorum (bu sözde bir mallık var ama bulamadım) Güzel bir yüzü var çocuğun.










3. Kim Jae Won:














Bu adamın bir tek Can you hear my heart dizisini izledim diğer yerlerde nasıl bilmiyorum ama cyhmh de gerçekten çok şekerdi. Bembeyaz yüzü ve dudaklarıyla (sapık ruhum harekete geçti :D) ilgimi çekmişti. Güzel adamsın Kim Jae Won.

4. Lee Hyun Woo:


 To The Beautiful You dizisini sırf bu çocuğu merak ettiğim için izlemeye başlamıştım. Fotoğraflardan çok hoş görünmüştü gözüme ama izleyince çok çocuksu geldi fazla sevimli :D












5. Kang Min Hyuk:

Yine çocuksu şeker bir surat bir erkek için fazla tatlısınız oğlum. Sinirimi bozmayın benim! Tamam sakinim. Çok hayranı değilim ama severim yine de keratayı.







Bir mimin daha sonuna geldik eğlenceli bir mimdi. Mim kime yollandı kimler yaptı bilemiyorum o yüzden mimi isteyen varsa yorum atabilir diyor ve huzurlarınızdan ayrılıyorum.



10 Nisan 2013 Çarşamba

Mim: Genel Sorular

Uzun zamandır bir mim oluşturmak istiyordum. Nihayet vakit bulabildim. Ve sizlere 15 soru hazırladım. Mim dünyasından pek haberdar olmadığım için böyle bir mim hazırlandı mı bilmiyorum benzer bir mim oluşturulduysa şimdiden kusura bakmayın. Bu soruların çoğuna daha önceden cevap vermişsinizdir ama ben yine de merakıma engel olamadım. Soruları cevaplayan arkadaşlara şimdiden teşekkürler :)

1. İlk izlediğiniz Kore dizisi? Dizi hakkındaki yorumunuz?
İlk izlediğim dizi birçok kişinin olduğu gibi benim de Boys Over Flowers. İlkler unutulmuyor tabi. Bofun yeri hala ayrıdır benim için. Okulu astığım zamanlar olmuştu diziyi izlicem diye. İçindeki yer yer saçmalıklara rağmen güzel bir diziydi. Tekrar izleyince de aynı etkiyi yarattı bende.

2) İlk oppanız, ilk unniniz?
İlk oppam Kim Hyun joong. Uzun bir süre en sevdiğim oppa olsa da artık yerini başkaları aldı. İlk unnim ise Go Hye Sun. Birçok kişi sevmese de ben hala severim kendisini, gülüşü çok hoşuma gidiyor.

3) Oyunculuğunu beğendiğiniz Koreli aktörler?
Lee min ho, Lee Dong Wook, Won Bin, Lee Seung Ki, Song Joong Gi, Lee Jun Ki, Kim Ha Neul, Moon Chae Won, Joo Won, Lee Yo Won ilk aklıma gelenler bunlar.

4) Ostsini en beğendiğiniz dizi?
Boys Over Flowers. Öyle ki dizinin her şarkısını ayrı ayrı severim.

5) İlk izlediğiniz anime? İlk izlediğiniz Kore filmi?
İlk derken bilgisayarda izlediğiniz ilk animeyi kastediyorum. Death note ilk animem oldukça kaliteli bir animeydi. İlk filmim My Sassy Girl'dü sanırsam.

6)En son izlediğiniz kore dizisi?
Advertising Genius Lee Tae Baek. Orta halli bir diziydi. Sevilebilir.

7)İlk izlediğiniz tarihi dizi?
The Princess Man. Müziklerini dinlediğimde tekrar etkileniyorum diziden izlemeyen kalmasın.

8)Tayvan, Japon yapımlarıyla aranız nasıl en sevdiğiniz film ve dizilerden aklınıza gelen?
Ben kendi adıma pek izlemiyorum. Japon olarak Liar Game ve Hanakimi'yi beğendim. Tayvan bir tek Skip Beat izledim izlenmese de olur diye düşünüyorum.

9) Ne kadar süredir dizi izliyorsunuz, bu süre zarfında kaç dizi devirdiniz? Aklınıza ilk gelen izlenmeli dediğiniz bir dizi?
2 sene oldu. 45 dizi izleyebildim. Bu seneyi pek saymıyorum. Az izlemişim bu yaz bütün senenin eksiğini gidermem lazım :P Can You Hear My Heart geldi aklıma. 30 bölümlük akıcı bir dizi herkese tavsiyemdir.

10) Sıkıldığınız diziler?
Hem sıkılıp hem beğenmediğim bir tek Oh My Lady dizisi var. Çok sıkılırsam zaten o diziyi bırakırım. Onun haricinde sevdiğim ama yer yer sıkıldığım diziler, Secret Garden, Gumiho, My Girl (son bölümlerde çok sıkıldım), Full House (yine son bölümlerde benim için orta halli bir dizi zaten), Beautiful Spy, Lie To Me aklıma bunlar geldi. Hep de güzel dizileri yazmışım :D Yani genelde izlediğim dizileri sevmişim zaten bunlar biraz sıkıldıklarım. Yarımlardan da Fashion King ilk aklıma gelen.

11)Hangi dizi karakterlerine tekme tokat dalmak istediniz?
En çok saçını başını yolmak istediğim bayan karakterler, Personal Tasteden Kim İn Hee, My Princess Oh Yoon Jo, Gumihodaki ikinci kadın, Bof Gu Jun Pyonun annesi, My Girl'de tenisçi kız, Rooftop Prince Hong Se Na bu liste böyle uzayıp gider. Erkeklerden nan erkeklerden bulamıyom :D Hah buldum bir tane Liar Game de mantar kafa vardı acayip bağırıyordu onun ağzına bir tane yapıştırmak istemiştim.49 Days'deki ikinci adam, Rooftop Prince'den Tae Moo karakterleri de beni uyuz edenlerden.

12) Sonunu beğendiğiniz ve beğenmediğiniz diziler?
Secret Garden, Gumiho, Princess man, A Gentleman Dignity sonunu beğendiklerim. My Princess dizisinin sonunu pek beğenmemiştim.

13) Dizi müzikleri hariç ilk dinlediğiniz şarkı?
Cn Blue Love

14)Sevmediğiniz unni ve oppalar?
Bu soruya verecek cevabım yok dün sevmediğimi bugün sever, sevdiğimi de sevmem yeri geldiğinde. Ama cevabı olanların cevaplarını merakla bekliyorum.

15) Korece mi Japonca mı Çince mi?
Korece


Evet sıra geldi mimi postalamaya mimi;

Sessiz Gemiye
Asya tutkununa
Hoi hoiye
Pofuduk dünyama
Denizin yörüngesine
Uzakdoğu sevdalısına
Küçük Filozofa gönderiyorum.





2 Nisan 2013 Salı

Reklamın Gücü: Advertising Genius Lee Tae Baek

Yepyeni bir dizi tanıtımıyla karşınızdayım: Advertising Genius Lee Tae Baek (yuh isme bak): Kendisi aynı zamanda son 7 ay içinde bitirdiğim üçüncü dizi.
Dizi reklamcılıkla uğraşan insanların yaşantısını konu alıyor. Diziye başlarken konusuyla ilgili bir bilgim yoktu. Fazla bağlanmayacağım sıradan bir romantik komedi arıyordum. Hani şöyle kızla adam tuhaf bir şekilde karşılaşır, sürekli komik tesadüfler onları bir araya getirir falan. Birkaç bölüm izleyip kızla oğlan birbirine aşık olunca bırakırım diye düşünüyordum. Ama dizi beklediğimden biraz farklı çıktı. 16 bölüm çabucak bitti.

Oyuncular:

Jin Go - Lee Tae Baek


















 En büyük hayali iyi bir reklamcı olmak olan Lee Tae Baek fakir bir ailedendir. Kardeşini okutmak için başka işlerde çalışsa da asıl dileği reklamcılık yapmaktır. Ama maalesef yaptığı iş başvurularından olumlu sonuç alamaz.
 Jin Goo daha önceden bildiğim bir oyuncu değildi ilk kez bu dizide gördüm kendisini. Gördüysem de hatırlayamadım. Canlandırdığı Lee Tae Baek karakterini oldukça eğlenceli buldum öyle ağzımın suyunu akıtmadı ama sevdim keratayı. Azmin elinden hiçbir şey kurtulamaz mantığıyla çalıştı durdu çocukcağız.

Park Ha Sun - Baek Ji Yoon:





Ünlü bir reklam şirketinde stajyer olarak çalışan başrol kızımız da iyi bir metin yazarı olmayı hedeflemektedir. Üstlerinin emirlerini elinden geldiği kadar yerine getirmeye çalışsa da azarlanmaktan da kurtulamaz. Ama o yılmaz ve var gücüyle çalışmaya devam eder.
Jin Goo gibi bu unniyi de ilk kez bu dizide gördüm. Çok sevimli buldum kendisini canım yaa canhıraş kitap taşıyor. Dizi boyunca sürekli mi saçını toplar insan en sonunda dağıtıyor şükür çok şeker olmuştu dağıtınca. 

Han Chae Young - Go Ah Ri
Bu hanımsa başarılı olmak için elinden geleni ardına koymayan gerektiğinde ailesini, aşkını geride bırakıp gitmeyi göze alan Go Ah Ri. Go Bok Hee olan adını değiştirir ve geçmişini gizler. İyi ki de değiştirmiş demek istiyorum. Kendisi aynı zamanda Ji Yoon ile aynı şirkette çalışıyor kıza eziyet etmese olmaz tabi ki.
Bayağı uyuz olduğum bir karakter oldu ama sonlara doğru sinirim geçti en azından kızla oğlanın arasına taş koymadı. Bofta daha güzel bulmuştum kendisini burda rolünden midir nedir pek beğenmedim.

Jo Hyun Jae - Addie Kang
Kendisi yurt dışından yeni gelen artist ikinci adam. 49 Days den izlemişliğim var kendisini. Başrol oyuncusu olarak görmeye alıştığım biri aslında ikinci adam olması şaşırtıcı.

Lee Tae Baek bir gün aceleyle bir yere yetişmeye çalışırken Baek Ji Yoonla çarpışır. Tae Baek  tabela işinde çalıştığından reklam tabelasını asmak için aslında Ji Yoon'un çalıştığı Keumsan şirketine gitmektedir. Tabelayı kendi kafasına göre dik astırır. Ji Yoon ise tabelanın doğru asılmasını sağlamak için çatıya çıkar ve yeniden karşılaşırlar. Beraber tabelayı düzeltirler. Böylelikle ikilinin ilişkisi başlamış olur.

Tae Baek kendisini terkeden Go Bok Hee'yi beklemeye ve onu sevmeye devam eder. Bir tesadüf eseri Go Bok Hee'nin Keumsan şirketinde çalıştığını öğrenir ve onun eskiden tanıdığı kişi olmadığını anlar.
Tae Baek ve Ji Yoon bir şekilde yakınlaşır ve dost olurlar. Bir gün Tae baek Ma Jin Ga adlı adamla motoru üzerine iddaaya girer ve ikisi de birer reklam hazırlarlar. Tae Baek kendi reklamının kazanmasını beklerken Ma Jin Ga adlı adamın kendinden daha iyi bir reklam yaptığını görür. İyi reklamın sırrını öğrenebilmek için Ma Jin Ga' dan kendisini öğrencisi olarak kabul etmesini ister. Böylelikle Tae Baek'in reklam serüveni başlar.

Ma Jin Ga
Yan karakterler oldukça eğlenceliydi özellikle bu adamın tipleri lafları beni çok güldürdü. Şunun Harry Potter gözlüklerine bakın hele.  Lee Tae Baek'in kız kardeşi ve Miss Gong'un Yi Chan için rekabet etmeleri çok komikti. Ha bir de Bangladeşli Hasan var tabi :D
Allah'ım sen ne tatlı köpüşsün öyle
Haha tiplere bak
















Diziyi izlerken sıkılmadım. Bir şekilde izletti kendini. Orta halli, hoş bir diziydi. Fazla bir beklentiye girilmeden izlenirse güzel bir dizi olabilir. Genel olarak diziyi sevdim sonu da güzeldi. Ayrıca yaptıkları reklamlar çok ornijaldi özellikle Everest ve çevre kirliliği reklamlarına bayıldım. İzleyecek dizi bulamıyorsanız bu diziye bir göz atmanızda fayda var. Ağzımın suyunu akıtacak oppa olmamasına rağmen bitirdim hani :P  Gerçi acayip kore dizisi açlığı çektiğim için de beğenmiş olabilirim.


25 Mart 2013 Pazartesi

7 ay mı o kadar oldu mu ?


Yeniden Merhabalar Herkese. Bloğa yazı yazmayalı 7 ay olmuş. 7 aydır nerelerdeydin diyenlere, efenim öncelikle 7 ay önce internet kapanacak adlı söylenti (söylenti diyorum çünkü söylenmekten öteye geçemedi gördüğünüz gibi) ev ahalisini yerle bir etmiş bulundu. (Ev ahalisi ablamlar ve ben oluyorum yoksa annem gayet mutlu) Madem internet kapanacak hemen arşiv yapmalıyız diyen ablam ve ben deli gibi dizi film indirmeye başladık. Bu arada blog işi de yatmış oldu. İnternet kapanacak diye bir iki ay böyle geçti (eve tam bir yas havası hakim) Sonra İnternet kapanmasa da malumunuz artıkın ben bir ygs-lys öğrencisiydim. Sınavlar var derken laptopumun önce birkaç tuşu sonra klavyenin bütünü bu kadarı yetmezmiş gibi bir de faresi bozuldu. (Ah emektar bilgisayarım ilk göz ağrım) İşte böyle böyle sebepler beni blog yazmaktan alıkoydu. An itibariyle YGS işkencesi bitti, LYS işkencesi başladı. Aslında yaza kadar yazmayacaktım ama daha fazla sabredemedim. Her ne kadar kendim yazmasam da listemdeki blogların yazılarını okumayı sürdürdüm. Blog dünyasından tamamen soyutlamadım kendimi.
  Bu sene elimden geldiği kadar ders dışında bir şeylere bağlanmamaya çalıştım. Haliyle elimi neye attıysam yarım kaldı. Bu seneden aklımda kalanların, yarım kalanların bir listesini yaptım kendimce (aha da boş işler)

Asya Dizileri: Bu sene topu topu 2 diziyi bitirebildim. Onlar da Reply 1997 ve Nice Guy. Diziler hakkında tanıtım yazısı yazmayı düşünmüyorum. Zaten yeterince konuşuldu bu ikisi. Kısaca görüşlerimi belirtmek gerekirse; Reply 1997, farklı güzel bir diziydi, her ayrıntısı önemliydi benim için. Olaylar oldukça hayatın içindendi. Tekrar tekrar izleyebileceğim, hala yer yer aklıma gelen sahnelerine güldüğüm her şeyiyle harika bir diziydi. "Tadı damağımda kaldı" uygun bir tabir sanırsam bu dizi için. Nice Guy, içimde tuhaf hisler bırakan aklıma kazınan bir dizi. Ara ara SJK ve Park Si Yeon ikilisini boğmak istedim. Yer yer SJK' ya hayran kaldım. Diziden gerçekten etkilendim ki Moon Chae Won ve Joong Ki ikilisi buna sebep olmuş olabilir. Sanırım sevdim bu diziyi.
  Bunlar dışında To The Beautiful You (10 bölüm izledim), Advertising Genius Lee Tae Baek (11) , 7th Grade Sivil Cervant (4), Devil Beside You (3), Great Seer (3), Cheongdamdong Alice (2), Flower Boy Next Door, Dummy Mommy (2), Horray For Love (5), Full House 2 (3), Panda And Hedhedog (5), School 2013 (5), The City Hall baştan başlayıp bitiremediğim diziler. Aralardan izlediklerime hiç girmeyeyim.
Genelde sevmemekten ziyade başka başka sebeplerden yarım kaldı bu diziler. Sanırım çoğuna devam etmeyeceğim. Lee Tae Baek 5 bölüm kaldı izlemeyi düşünüyorum. Civil Servant Jo Wonumun dizisini yaza bırakayım dedim. City Hall 'a da devam ederim. Diğerlerini bilemeyeceğim. 

Yabancı Diziler (Amerikan, İngiliz): Merlin, bu sene final yaptı. Çok sevdiğim bir diziydi ama finalini hiç beğenmedim o final yüzünden soğudum diziden. Vampir Günlükleri,  4. sezondaydım ama son 5-6 bölümü izlemedim devam etmeyi düşünmüyorum. Zaten ilk Damon için başlamıştım sonra Jeremy için izle, yok Matt çok şeker, uuu Tyler çok hoşmuş yahu, Klaus aksanına ölürüm derken buralara kadar geldim yoksa dizi harika olduğundan değil. HIMYM ve Big Bang e devam ediyorum. Once Upon A Time, daha öne 1. sezonun bir kısmını izlemiştim ama öyle kalmıştı sonra bir sardım sormayın, harika bir dizi bence takibe devam. Yine yabancı dizilerden de biraz biraz izlediğim bir sürü dizi var. Yazmaya üşeniyorum boşverin :D

Film: Çok fazla film izlemedim. Aklımda yer edinenler: Life Of Pi, En son izlediğim film oldukça iyi bir filmdi müthiş görsellikler falan kısacası zevkle izledim. Batman Serisi, Kara Şövalyeyi önceden izlemiştim tekrar izledim. Diğer ikisini yeni izledim. Christopher Nolan süper kahraman filmi böyle yapılır dedirtti. Özellikle Kara Şövalye favorim oldu. Makas Eller, hoş bir filmdi. Johhny Depp'in sevimliliği için bile izlenir. Psycho, 60 yılında çekilmiş bir film için oldukça güzeldi başyapıt denebilecek türden. Başka filmler de izledim tabisi ama bunlar aklımda kalanlar oldu.

Çizgi, Anime: Avatar, daha önce aralardan  izlemiştim ama öyle fazla bir ilgim yoktu açıkçası çocuksu gelmişti. Avatar Korrayı izleyip beğenince Avatarı da izlemeye karar verdim. Baya bir geç kalmışım. Bayıldım bayıldım üç sezon göz açıp kapayıncaya kadar bitti tabi sıkı bir Avatar hayranı oldum. Sword Art Online, başlarda hiç ısınamadım sonra biraz sever gibi oldum sonra tekrar soğudum konusu güzeldi fakat ben sevemedim. Ama kötü bir anime değildi zaten beğeneni çok. Hanasakeru Seishounen, 18 bölüm izleyip bıraktım pek tarzım değildi. Erkek karakterler çok hoştu (çizimleri canım) Romantik sevenler için güzel olabilir. Kaze No Stigma, 2 bölüm izledim yorumlarda genelde orta halli olduğu yazıyordu ben de bıraktım belki bir ara izlerim. Ouran High School Host Club, şuan devam etmekteyim oldukça eğlenceli gidiyor bakalım. Avatar hariç hepsini son 1 haftada falan izledim animelere sardım kendime izlenecekler listesi yaptım daha yolun başında sayılırım. Ha bir de Naruto' ya başlamıştım, 10 bölüm izledim arşiv yapıyorum yazın devam ederim.

Kitap: Kürk Mantolu Madonna, Mürekkep Ölüm, Gözlerini Sımsıkı Kapat bu üçünü bitirdim. Diğerleri yarım :D Okumak istediğim bir sürü kitap var yaz gelsin kütüphaneden çıkmayacağım (bilgisayarın başından kalkabilirsem)

Anlayacağınız bu sene pek verimli değildi benim açımdan. Yaz için bir sürü planım var ama bütün günü yandaki gibi geçirme ihtimalim yüksek. 
Bloğu elimden geldiğince güncellemeye çalışıcam. Esen kalın efenim.









Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...