Sayfalar

26 Temmuz 2013 Cuma

Friends ~ İlk Sezonun Ardından

Bugün de geç keşfettiğim bu harika diziden bahsetmek istiyorum. 94 dizisi diye bir türlü izlemek içimden gelmemişti hatta kesinlikle izleme listemde olmayan bir diziydi. Tabi bu sene yaz için geniş çaplı dizi araştırması yaptığım için friends dizisi sürekli gözüme çarpmaya başlamıştı. Sonra 10 sezon olduğu gerçeği vardı. Neyse nihayet başladım ilk bölümü izleyince çok fazla sitcom gülüş olduğunu düşündüm ama sonra izledikçe alıştım tabi. Her karaktere ayrı ayrı bayıldım. Şuan için en çok hangi karakteri sevdiğime karar veremedim sonraki sezonlarda fikrim değişir kesin. Gülmenin garanti olduğu bir dizi hani gülmese bile (nitekim bazı sahnelerde çok komik olmasına rağmen sitcom gülüş kaynaklı gülemedim) insan eğleniyor.

Dizi 20li yaşlardaki 6 arkadaşın başından geçen komik olayları anlatıyor.

Karakterler:

Rachel - Jennifer Aniston

Romantik filmler deyince ilk aklıma gelen isimlerden biri Jennifer sanırım. Çok sevdiğim bir oyuncu değildi normalde ama bu dizide sevdim. İstemediği evlilikten kaçan Rachel eski arkadaşı Monica'yla karşılaşır. İki arkadaş aynı evde yaşamaya başlarlar. Rachel bir kafede garson olarak çalışmaya başlar ama garsonlukta berbattır. Dizi yayınlanırken Jennifer'ın dizideki saçı bayağı popüler olmuş o yıllarda The Rachel deniliyormuş o saç modeline. O yıllarda ne kadar gençmiş ses tonu.








Beceriksiz garson Rachel  :D











Monica - Courtney Cox:

Dizi yorumlarına baktığım zaman en az sevilen karakterlerden birinin Monica olduğunu gördüm. Ama ben çok sevdim çok güzel bir kadın tabi ilerleyen sezonlarda fikrim değişebilir. Titizlik, düzen manyağı bir karakteri oynuyor dizide.









Phoebe - Lisa Kudrow:

Dizinin uzaylısı. Farklı fikirleri, garip şarkı sözleriyle beni oldukça eğlendiren bir karakter. Ayrıca dizide ikizi var. "Yüzü olan hiçbir şeyi yemem" lafına çok gülmüştüm. Vejetaryen oluyor da kendisi :D












Ross - David Schwimmer:
Dizinin en sevimlisi, Monica'nın ağabeyi, Rachel'a aşık bir karakter. Masum yavru köpek bakışlarına çok gülüyorum. Maymunuyla olan diyaloğuna, ilişkisine bayıldım. Maymun zaten ayrı bir olaydı Ross'a bildiğin trip atıyordu hayvan :D








Ross'un paraşütlü jetonu :D İlk replik denemem bu arada


















































































Chandler - Matthew Perry:
İlk başlarda pek ısınamadığım sonrasında beni en çok güldüren karakter. Özellikle 7.bölümdeki tipine bayıldım. Dizinin espri makinesi desem yanlış olmaz sanırım.













Sigarayı bırakan Chandler'ın sigarayla savaşı
sonrasında gizli gizli içtiği sahneler kopmalık :D












Joey - Matt Leblanc:
Dizinin çapkını. Aynı zamanda Chandler'ın ev arkadaşı. İşi olmayan bir aktör. Çoğu zaman yapılan imaları bile anlamıyor tam saf yani :D Joey'nin How you doin'? sözü o dönemde oldukça kullanılan bir ifade olmuş. Yani Friends dizisinin toplum üzerindeki etkisi büyükmüş.










Cenazede bile maç dinlenir mi yuh :D











Gerçekten harika oyunculara sahip bir dizi. Oyuncular yaşamış sanki diziyi. Konuk oyuncu olarak George Clooney vardı bir bölümde sonraları bir sürü oyuncu daha konuk oluyormuş gerçi. İzlemek isteyeniniz varsa unutulmaz filmler sitesinde 720p olarak bulabilirsiniz.

Edit: Unutulmaz filmler sitesinde bölümler silinmiş. Dizimag sitesinde bulabilirsiniz.

Not: Gifler bana aittir.

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Wreck It Ralph - Oyunbozan Ralph

Yine ben...Dedim bir şeyler yazmanın vakti geldi so bu harika animasyonu tanıtmaya karar verdim.


Konu: Ralph Fix-It Felix oyununun kötü adamıdır. Ama aslında kötü olmak istemiyordur, çöplükte yaşamaktan, bütün ödülleri, övgüleri Felix'in almasından yorulmuştur. Oyunun 30.yılında Felix ve apartman sakinlerinin kendisinden habersiz kutlama yaptıklarını görür. Ve kapılarını çalar. Eve sığamayacak kadar büyük olduğu için ortalığı yıkıp durur. Apartman sakinleri onu istemeyince onlara kendisinin de bir madalya kazabileceğini göstermek ister. Ve şansını başka bir oyunda dener.

Gerçekten konu olarak oldukça orjinal bir animasyondu. Sugar Rush oyununa bayıldım.
Fix-It felix oyunu da eskiden oynadığım bir oyunu hatırlattı bana. İnsanı çocukluğuna götüren bir film. İnsan oynadığı oyunları görünce mutlu oluyor. Mesela Pacman. Karakterler de çok sevimliydi. Filmin içerdiği mesajlar olsun müzikler, görsellik olsun çok güzeldi. Yer yer duygulandım yer yer güldüm, son yılların kurgu bakımından en iyi animasyonlarından biriydi bence.










Vanellope karakteri ne kadar şekerdi öyle yanaklarını mıncırasım geldi. Konuşmalarına da hasta oldum. Genel olarak animasyonları dublajlı izlerim ama bu filmin alt yazılı halini daha çok sevdim. Dublajlı da izlenebilir ama dublaj daha komik yapmamış o yüzden orjinal izlemenizi tavsiye ederim.







Bu da Felix her şeyi düzeltmesine koptum :D
Haha bunlar da sugar rush polisleri :D

Bitiş şarkısını sevdim. Owl City'nin şakısıymış. İlk kez bir animasyonun müziklerine baktım. Bir yerde de Rihanna'nın shut up and drive şarkısı çalıyordu.

.                                                                           
                 

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Ben Kimim - Yine Mim Evet

Açıkçası şu mim olayına bayılıyorum. Bedavadan konu buluyorsun çok hoş yani :D Beni Paul Muad-Dib mimlemiş sağolsun varolsun :)

Ben Kimim?
Yalnız bu soru o kadar geniş kapsamlı geliyor ki ne yazacağımı bilemedim. Ben dışarıdan bakıldığında ilk etapta hatta sonraki etaplarda da sessiz biri gibi görünürüm. Ama gerçekten yakın olduğum, yanında kendimi rahat hissettiğim birkaç pipıl var ki onlar bilirler ne kadan geveze olduğumu. Bir rivayete göre ayna kırmada ya da kırıp dökmede diyelim bir numarayım ki evdeki bir takım aynaların yerindeki boşluk sizi tatmin edecektir umuyorum. Sanırım tam bir ev sevdalısıyım kendi evimde ne kadar kalırsam kalayım sıkılmıyorum sürekli dışarı çıkma arzum 13 yaşımda kayboluverdi sonra birden evdeki koltuğuma bağlanıverdim. Üşengeçlik neyse o hepimizin derdi. Adım Hilal bu arada hala bilmeyen varsa. Burcumdan (kova) kaynaklı mı bilemedim ama genelde insanların beni anlamadığı duygusuna kapılıyorum. Biraz da uzaylıyım sanki. Bir de bazı konularda diğer insanlarla aynı şeyleri yapmam yani ne mi demek istiyorum şöyle mesela herkes yolun bir tarafında mı yürüyor ben öte tarafa geçerim herkes o yolu mu yürüyor gider farklı bir yol çizerim bazen. Yalnız kalmaktan da çoğu zaman zevk alıyorum sanki takıcam kulağıma müziği yürüyecem bir başıma. Bazen de kalabalığa bayılıyorum. Neyse detaylı bilgi için şu yazıdan devam edin lütfen. (Hah bir de tıklayıp yeni görüyorsan o yazıyı gerçekten harika bir okuyucusun dicem ne diyeyim :'( )

Bloğunun Adı Nerden Geliyor?
Çok güzel bir soru fakat lakin ama benim bloğun adına bakarsanız hikayem yok diye bas bas bağırıyor. İlk açtığımda bloğum adsız kalmasın diye "Oradan Buradan Biraz Da Şundan" yazıvermiştim. Tabi bir süre sonra bu ad yapışıp kalınca değiştirmek istemedim ki yine bir gün esiverdi yeter ki değişsin şu isim diyerek "Bir Filmkoliğin Güncesi" yapıverdim. Öncekinden iyi ama kabul edin. Filmleri sevdiğimi anladınız varsayıyorum.

Blog Açmaya Nasıl Karar Verdin?
Çok eskiden bir blog açmıştım ama naptığımı bile hatırlamıyorum ne oldu o bloğa acep. Sonra Kore sevdam başladıktan sonra Uzakdoğunun Yakın Hali adlı bloğu keşfettim. Çok hoşuma gidince bir tane de ben açayım dedim ama kısa sürede kimse okumuyor, kendi kendime yazıyorum dürtüsü gelince kapattım. Sonra bu bloğu açtım . Dedim bu sefer pes etmek yok işte gördüğünüz gibi 1 sene oldu ben açalı.

Neden Yaşam Bloğu?
Pas geçtim bu soruyu.

Kişiliğim?
Tüh yeni gördüm bu soruyu o zaman sizi direkt Ben Kimim? sorusuna postalıyorum.

Hoşlandıklarım?
Hehe ramazan ramazan hediyem olsun :D
Yemek yemekten hoşlanırım. Film izlemek, dizi izlemek ruhumun gıdası zati. Müzik dinlemek o ayrı bir olay. Hediye almaktan acayip hoşlanıyorum yetkililere duyurulur. Sevdiğim insanlarla sevdiğim şeyleri yapmak en büyük mutluluklarımdan. Sürekli yeni bloglar keşfetmeyi, okumayı seviyorum. Kitapları çok seviyorum. Tabi ayraçları da. Çok geniş bir soru olduğundan aklıma başka bir şey gelmiyor. Yani hoşlandığım bir sürü şey vardır. Sahilde yürümeye bayılıyorum  deniz kokusuna da. Kitap kokusuna bayılıyorum. Bir şeyler keşfetmekten zevk alıyorum.


Hoşlanmadıklarım?
Burası tam bir dipsiz kuyu :D Kendisini hiç ilgilendirmeyen bir sohbete dalıp taraflardan birini çürüten insanlardan, hiçbir şeyi üzerine alınmayan ve her şeyi üzerine alınanlardan, eve gelen misafirin evi kendisinin bellemesinden, izinsiz eşyalarıma dokunanlardan, sevdiğim şeylerin eleştirilmesinden, uykumun bölünmesinden, sevdiğim bir yemeğin ben yiyemeden bitmesinden, yalnız bir şey yapmak istediğim zaman bunu anlamayıp yapışan insanlardan, zencefilden, duygu sömürüsü yapıp kendini haklı göstermeye çalışılmasından ve alakasız bir şeyi alakasız yerde koz olarak kullananlardan vs vs...Şimdi bunu okuyunca hiçbir şeyden hoşlanmadığımı her şeye sinir olduğumu düşünmeyin bunların hepsinin bir yeri, zamanı, kişisi var. Biri bunlardan birini yaptı diye illa sinir olacağım diye bir şey yok.

En Çok Sevdiğim Makyaj Malzemem?
Gri göz kalemim siyah da olur tabi. Göz kalemi dışında başka bir şey sürünce genel olarak rahat edemiyorum. Sevip kullanmadığım şeyler var mesela rujlar. Fondöten, allık dışında seviyorum makyaj malzemelerini.

Çantamda olmazsa olmazım?
Çanta olmazsa süper olur :D Ne bilim parasız olmaz :P Aynasız olmaz.

En Son Okuduğum Kitap?
İki cami arasında aşk. Ne kitap ama değil mi yarısı boş hehe. Şuan Michael Ende'nin Bitmeyecek Öykü diye bir kitabını okuyorum cidden bitmeyecek gibi (çocuksu geldi)


Çok eğlendim yazarken umarım siz de eğlenirsiniz.
Kore Delisi
Ya leyl
Doğu Denizi
Ayss
Sessiz Gemi
Süpercell

Umarım cevaplarsınız :) Başka yazmak isteyen olursa çekinmeden yorum atabilir.

12 Temmuz 2013 Cuma

Ailee & Henry

Bu sene k-popu hiç takip edemedim. Şöyle youtube'da gezineyim yeni şarkılar keşfedeyim dedim ki iki harika şarkı buldum.

Ailee - A's Doll House - U&I

Aslında şarkıdan ziyade Ailee'nin sesine bittim. Şarkı da hoş gerçi. Ne yalan söyleyeyim uzun zamandır Ailee'nin şarkılarını dinlemeyi düşünsem de bir türlü dinlememiştim neyse geç olmasın güç olmasın diyerekten bugün açıp Heaven'ı dinledim ve bayıldım sesine. Bu klip de yeni çıkmış sanırsam. 

Henry - Trap
Bu harika şarkıyı ben hariç herkes dinlemiş gibi bir his var içimde ama yine de paylaşayım dedim. Hala dinlemeyen varsa dinleyin çabuk. Taemin ve Kyuhyun'un söylediği yerlere özellikle bayıldım. Tabi Henry zaten yetenek abidesi de bu çocuk önceden daha kiloluydu sanki yüzü kaşık kadar kalmış böyle şeker çocukları zayıflamış görünce alıp besiye çekesim geliyor.

9 Temmuz 2013 Salı

Birkaç Şarkı :)


Monstar dizisinden nocturne adlı şarkı. Diziyi izlemeyi düşünmüyordum aslında. Hep aynı şeyler, ergen dizisi falan diye. Bir de nedense kızın oyunculuğu kötüymüş gibi bir his vardı içimde. Ama kız çok sevimliymiş, oyunculuğu da hiç fena sayılmaz hani. Yani diziye bu kız ve şarkılar için devam etmeyi düşünüyorum yoksa kötü bir dizi olmasa da çerezlik bir dizi. Neyse bu şarkıya ciddi anlamda bayıldım kızın sesi de harika

Jayesslee - Payphone

Jayesslee - Secrets

Bu ikizlerin yaptığı coverlara bayıldım. Sesleri de kendileri de çok güzel. Youtube'a Jayesslee yazarsanız diğer şarkılara da ulaşabilirsiniz. Gangnam Style'ı da söylemişler. Gerçi Psy gibi değil de daha farklı yorumlamışlar. Dinlemenizi tavsiye ederim.

Beetlejuice - Jump in the line
















Bu da Beetlejuice filminden. Çok eğlenceli bir şarkı. İnsanda dans etme isteği uyandırıyor. İyi dinlemeler.

5 Temmuz 2013 Cuma

2013 İzlemeye Başladığım Diziler

Merhaba çingular yine uzun zaman oldu yazmayalı. Güya sınav biter bitmez bloğa yazı yazıcaktım. Üşengeçlik işte. Neyse Lysden kurtuldum sonunda. Şuan için istediğim yeri alıyor gibiyim ama bakalım hayırlısı tabi. Sınav biteli 10 gün oldu sürekli canım gezmek ister falan sanıyordum ama evden doğru dürüst çıkmadım bile klasik ben :D İzlemek istediğim bir sürü kore dizisi vardı ama canım hiç izlemek istemiyor ben de biraz yabancı dizilere sardım. Başladığım dizilerden kısaca bahsetmek istiyorum.

Arrow:













 Konu: Oliver Queen çapkın bir milyarderdir. Bir kaza sonucu adaya düşer. Kendisinden 5 yıl haber alınamayınca herkes onun öldüğünü düşünür. Ama Oliver eve geri dönmeyi başarır. Başarır başarmasına da adada geçirdiği 5 yıl onda köklü değişikliklere sebep olmuştur. Oliver geçmişte yaptığı hataları telafi etmek ve Starling City'deki suçluları yakalamak ister böylece gizli Arrow kişiliğini oluşturur.
 Dizinin ilk bölümlerini izlediğim zaman çok aşırı beğenmemiştim yoklukta gideri var diye düşünüyordum. Ama izledikçe diziye bağlandığımı fark ettim. Özellikle ada kısımlarını iple çeker oldum. Sezon finali oldukça iyiydi. Dizi biraz Batman'den çakma gelmişti başta. Ama sonra Green Arrow diye bir karakterin önceden de var olduğunu öğrendim gerçi çizgi romanı Batman'den sonra çıkmış sanırım. Neyse demem o ki eğer süper kahramanları seviyorsanız bu dizi tam size göre.

Goodwin Games:

How i met your motherın yapımcılarından yeni bir komedi dizisi.
Konu: Babalarının ölümü üzerine evlerine dönen üç kardeş babalarının yüklü bir miras bıraktığını öğrenir. Ama mirası alabilmeleri için babalarının isteklerini yerine getirmeleri gereklidir. Kardeşlerin en büyüğü Henry başarılı bir cerrahtır ve bununla sürekli övünmektedir. Parayı en çok kendisinin hak ettiğini düşünür. Chloe ise oyuncu olmak için çabalamaktadır. Başarılı bir oyuncu olduğunu düşünür ama aslında Matematik konusunda çok daha başarılıdır. Jimmy kardeşlerin en küçüğüdür, sürekli hapse girip çıkmaktadır aslında paraya en çok ihtiyacı olan odur.
Oldukça kısa bir dizi 7 bölümden oluşuyor ilk sezonu. Çok şeker bir dizi ve de gülme efekti yok ki ben bunu bir artı olarak görüyorum. Dizinin iptal olacağı falan söyleniyor inşallah iptal olmaz yazık olur güzelim diziye. Son bölümün yönetmeni Neil Patrick Harris'miş bu arada.


Spoiler!! Yalnız ben Chloe'nin İvan ile olmasından hiç hoşlanmadım ayrılsalar da başkası girse keşke diziye :D

The Walking Dead:
Yine bildiğimiz hikaye zombiler falan geride kalanlar zombilerle savaşıp hayatta kalmaya çalışırlar. Bu dizinin de 2.sezonundayım. Fena değil bir şekilde izlettiriyor kendini. Niye izlediğimi bilmiyorum bile. Karakterlerin yarısına uyuzum. En komiği de herkes bu anı bekliyormuş sanki hepsi keskin nişancı kesildi mübarek bir vuruyorlar hemen headshot :D Neyse olur o kadar yine de seviyorum bu diziyi.

Hannibal:
Will Graham FBI'a seri katillerin nasıl biri olduklarını bulmada yardımcı olmaktadır. Yani onların profillerini çıkarmaktadır. Graham kendini suçluların yerine koyabilmektedir. Graham yakalaması gereken son katil için Dr. Lecter'dan yardım ister. Tabi Hannibal Lecter'ın gerçek yüzünü sadece izleyenler bilir.
Şuan sadece 7 bölümünü izlememe rağmen oldukça bağlandım diziye. Seri katil, FBI en önemlisi Hannibal Lecter ilginizi çektiyse sizi bu diziyi izlemeye davet ediyorum.



2 Broke Girls:

Max bir cafede garson olarak çalışmaktadır. Her şeyini kaybeden Caroline Channing geçimini sağlayabilmek için garson olmaya karar verir. Böylelikle ikilinin yolları kesişir. Max harika top kekler yapar. Caroline da kekleri pazarlamak ister. İkili 250 bin dolarlık bir sermaye için para biriktirmeye başlar.
1 sezonun 14. bölümündeyim. Şuan için oldukça eğlenceli gidiyor. O kadar düşük bir imdb puanını hak etmiyor. Max'e bayıldım özellikle laf sokmalarına. Güzel dizi komedi dizilerini sevenlere tavsiyemdir. Gerçi ben komedisinden ziyade meraktan izliyorum.


Şimdilik bu kadar. Yeni başlayan Stephen King'in romanından uyarlanan under the dome dizisi konu olarak ilgimi çekti henüz 2 bölümü yayınlandığı için pek yorum yapamıyorum ama güzel olacak gibi. Büyük ihtimalle bu yazıdan bir tane daha yazacağım çünkü izlemek istediğim bir sürü yabancı dizi var. Neyse millet şimdilik annyeong.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...