Sayfalar

7 Kasım 2017 Salı

One Punch Man ~ Güçlü Olmak Feci Sıkıcı

One Punch Man, sık sık capslerine rastladığım bir animeydi. Özellikle 9gag'te o kadar çok görüyordum ki izlenecek animeler listemde ilk sıraya koymuştum haliyle. 2 yıldır düzgün anime izlemiyordum, bayağı ara vermiştim. En son hangi animeyi izlediğimi bile hatırlamıyorum. Birkaç gün önce aniden gelen anime izleme isteği sonucu seriyi izledim. Ve çok sevdim.
Hikayemizin ana kahramanı Saitama, günün birinde sokakta bir canavarla karşılaşır. Canavar ona çocukken izlediği kötü adamları hatırlatır. Kafasında aniden bir ışık yanar her zaman süper kahraman olmak istediğini fark eder. Bunun için var gücüyle çalışır ve istediği güce kavuşur. Hatta çok çalıştığı için kel bile kalır 😆Saitama istediği gücü elde etmiştir etmesine de bu sefer de fazla güçlü olmuştur. Her rakibini bir yumrukta indirdiği için dövüşler fazlasıyla sıkıcı gelmeye başlamıştır. 
Saitama gayet sıradan, halktan biri. Onun için en önemli şey market indirimleri 😃 Arada da karşılaştığı kötü adamları iki saniyede hallediyor falan. Karşısındaki kişi çok konuşunca 20 kelimeyle özetle diyecek kadar da bıkkın biri. 
Saitama'nın yolu yarı sayborg yarı insan olan Genos'la kesişir. Saitama'nın aşırı güçlü olduğunu gören Genos "Lütfen beni öğrenciniz olarak kabul edin" der. Ve ciddi ciddi Saitama'nın peşine takılır. Saitama ise adam sayborg ne öğretcem ben buna derdindedir. Saitama'nın öğretecek bir şeyi olmasa da Genos günlük konuşmalarını bile not alacak kadar onu ciddiye alır.

Genos  Saitama'nın üstün bir varlık olduğunu düşündüğünden ondan değişik şeyler bekler. Ama Saitama gerçekten de sıradan biridir. Gideceği yere koşarak gider. Genos uçarsınız falan sanmıştım der. O da insanlar uçamaz ki diye cevap verir. 
İndirimi kaçıran Saitama delirip canavarı pataklar ve indirimi kaçırmamak için depar atar 😂


Savaştığı kötülerden biri kimsin hiç duymadım seni deyince o kadar milleti kurtardım kimse beni tanımıyor hatta kötü adam sanıyor diyerek depresyona girer. Genos ise kahraman unvanı alabilmesi için Kahramanlar Birliğine katılması gerektiği anlatır. Aydınlanan Saitama Kahramanlar Birliğine kaydını yaptırmaya gider.


One Punch Man baş kahramanın surat ifadeleri için bile izlenebilecek,fazlasıyla eğlenceli güzel bir anime. Daha önce hiç shounen anime izlemediyseniz o kadar anlamlı gelmeyebilir. Çünkü OPM aynı zamanda bu tarz animelerdeki kahramanları tiye alıyor. Genos aslında tam da o tiplere örnek.Kendini geliştirmek ister, on saat dramatik konuşmalar yapar falan. Saitama özetle deyip fenalık geçirir. Kötü adamlar şekil olsun diye uzun uzun kendilerini över, Saitama ise ok deyip geçer. Öyle sevilesi bir karakter. Saitama'yı gönül rahatlığıyla en sevdiğim anime karakteri ilan edebilirim hatta ettim bile. Kahramanımız hayalini kurduğu o dişli rakiple karşılaşabilecek mi dersiniz?

Resimler tarafıma aittir.

2 Kasım 2017 Perşembe

Train to Busan / Busanhaeng / Zombi Ekspresi


Sırf zombi filmi diye Zombi Ekspresi diye çevirmek nedir ya. Bizim Türkler film ismi çevirme konusunda bir kez daha harikalar yaratmış :D

Tür: Aksiyon, Dram, Gerilim
Süre: 118 dk
Imdb Puanı: 7,5
Yapım Yılı: 2016
Oyuncular: Gong Yoo, Jeong Yoo Mi, Ma Dong Seok, Choi Woo Shik, Ahn So Hee

Konu: Bir baba ve kızı Busan'a gitmek üzere trene binerler. Bu sırada Kore'de bir virüs yayılmış ve zombi salgını başlamıştır. İnsanlar bir bir zombiye dönüşürken, virüs bulaşmamış yolcular ise Busan'a sağ salim varabilmek için mücadele etmek zorunda kalırlar.

Zombi filmlerinde gördüğümüz klişelerin birçoğunu kullanmışlar. Orijinal bir film değil. Trende geçmesi, olayların daha dramatik ele alınması ve zombilerin Amerikan filmlerinde gördüklerimizden biraz değişik olması ise filmi benzerlerinden ayıran kısımlar diyebiliriz. Birçok mantık hatası barındırsa da temponun hiç düşmemesiyle gayet sürükleyici bir film olmuş. Zombilerden kaçış sahneleri başarılı, küçük kızın oyunculuğu güzel. Zombiler açısından biraz yüzeysel işlense de insan ilişkilerini işlemesi bakımından tatmin edici olduğunu söyleyebilirim. Zombilerin hızlı hareket etmesi iyi olmuş, heyecanın artmasını sağlamış. Yalnız yüz kısımlarını hiç sevmedim. Hatta filmin sonlarına doğru ablam yanıma gelip adam kör müydü diye sordu düşünün zombi olduğunu anlamadı. :D Bir de Gong Yoo'nun oyunculuğu bir tuhaftı filmde. Oyunculuğunu beğeniyorum aslında bu filmde çok sevemedim. Hamile kadın, kocası ve küçük kızı daha çok sevdim.

Bir iki şey dışında aslında bildiğimiz zombi filmlerinden farkı yok . Değişik değil ama sıkılmadan izleyeceğiniz, seyir keyfi yüksek olan bir film. Böyle arkadaşlarla toplanıp izlemek için oldukça ideal mesela. Zombi filmlerini sevenler izlemeli. Filmi sevdim, izlemesem bir şey kaybetmezdim ama güzel vakit geçirmiş oldum. Puanım 7/10

Demek ki neymiş ölüden değil diriden korkacakmışız.

1 Kasım 2017 Çarşamba

Sevdiğim Romantik Komedi Dizileri 2

Kore'de romantik dizilerin reytingleri aile, tarihi diziler kadar iyi olmasa da, biz kore dizisi severlerin en sevdiği, en çok izlediği türün romantik komediler olduğu aşikar. Bir süredir üst üste Amerikan dizisi izlemekteydim aniden canım Kore dizisi çekti. Tamam izlediğim diziler çok kaliteydi falan ama Kore dizilerinin verdiği mutluluğu veremiyorlardı işte. İlk yazının üzerinden 3 yılı aşkın bir süre geçmiş. Son yıllardaki sevdiğim diziler nelermiş bir göz atalım:

Goblin
Açıklama koymaya bile gerek yok aslında. Zaten dizinin ünü aldı başını gitti. Yine de kendi sevme nedenlerimi de paylaşmak istiyorum. Senaryodan ziyade karakterleri ve onları canlandıran oyuncuların başarısıyla kendini sevdiren bir diziydi. Gong Yoo ve Lee Dong Wook çok çok sevilesiydi. İkisinin ilişkisi aşırı eğlenceliydi. Asıl çiftten bile daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Yoo In Na'yı hep severdim. Bu diziyle sevgim katlandı. Görsel açıdan da çok başarılıydı. Müzikler harikaydı. En sevdiğim ise Stay With Me adlı parça. Dizi senaryo itibariyle de hoştu tabi. Gong Yoo'nun kızı etkileme çabaları, Lee Dong Wook'un sosyal beceriksizliği, ikisinin atışmaları dizinin en eğlenceli kısımlarıydı. (Örneğin; yeşil soğan almaya gittikleri sahne :D)


Kill Me Heal Me
İzlemeyen kalmadı büyük ihtimal. Ji Sung, 7 farklı karakteri başarıyla canlandırmış. Favorilerim Shin Se Gi ve Ahn Yo Na. Dizinin başlarında bağırmaları çok kulak tırmalayıcı gelse de Hwang Jung Eum da iyiydi. Gayet farklı, eğlenceli, güzel bir dizi. Yayınlandıktan baya sonra izledim ama ben. Aşırı ünlenmesi can sıkıcı gelmişti. İyi ki izlemişim. Hala izlemeyeniniz kaldıysa muhakkak göz atmalısınız. Dizide 7 kişilikli zengin bir adam olan Cha Do Hyun'un psikiyatrist Oh Ri Jin'e aşık olmasını, Oh Ri Jin'in ise Cha Do Hyun'u iyileştirmeye çalışması anlatılıyor. Oh Ri Jin'in 7 kişilikle tek tek tanışmasını izlemek pek keyifli. 




Kill Me Heal Me'de kardeş rolünde izlediğimiz Park Seo Joon ve Hwang Jung Eum'u bu sefer başrollerde izliyoruz. Karşılaştırmak yersiz fakat She Was Pretty'yi Kill Me Heal Me' den daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. KMHM, konu ve karakterler bakımından daha zengin olsa da, bu dizi naifliğiyle,  eğlenceli havasıyla daha hoş geldi . Park Seo Joon için başladığım diziden Si Won hayranı olarak çıktım. Si Won'un dizideki karakteriyle birçok izleyicinin kalbini kazandığı bir gerçek. Dizinin konusu: Ji Sung Joon küçükken kilolu biriyken büyüyünce yakışıklı olur. Başrol kızımız içinse tam tersi gerçekleşmiştir. Sevimli küçük bir kızdan çirkin ördek yavrusuna dönüşmüştür.



İlk yarısı pek eğlendiğim, ikinci yarısı yeter ağlamaktan içim şişti diyerek izlediğim bir dizi. Aslında Kore dizileri için klişeleşmiş bir konusu var. Asıl kız, günümüzden geçmişe yolculuk yapıyor. Buraya kadar sıradan gözükse de kızımızın Goryeo zamanında yaşadıkları oldukça etkileyici. Hae Soo'nun prenslerle ilişkisini, soylu bir kız olarak geçirdiği günleri izlemek hem keyifli hem hüzünlü bir o kadar da heyecanlı. Dizinin sonlarına doğru hafif bir soğuma yaşadım. Jun Ki'nin karakter değişimi, olayların fazlaca dramatik bir hal alması sinirlerimi bozdu. Yine de hakkını yemeyeyim müthiş bir diziydi. Romantik komediden ziyade tarihi romantik desek daha doğru olur. Favori prensim Wang Wook (Nam Joo Hyuk)


Sıradan bir romantik komedi olduğu düşüncesiyle başladığım olayların işlenişiyle beni feci şekilde yanıltan dizi. Konu: Aynı ismi taşıyan iki kadının yolları sürekli birbiriyle kesişir, geleceği görme yeteneğine sahip olan adam (Eric Moon) ise iki kadından da uzak durmaya çalışır. Seo Hyun Jin canlandırdığı karakterin hislerini seyirciye etkili bir biçimde geçirmiş, oyuncuyu ilk defa izlememe rağmen pek sevdim. Oh Hae Young karakterinden baya etkilendim. Hyun Jin ve Eric Moon'un uyumları şahane. Final de güzel daha ne olsun.






Na Bong Sun özgüveni düşük, sosyal açıdan beceriksiz, kendi halinde bir kızdır. Hayaletleri görme yeteneğine sahip Bong Sun'un bedeni bir hayalet tarafından ele geçirilir. Böylece Bong Sun'un karakteri 180 derece değişir, bu değişim başta şef olmak üzere çevredekilerin dikkatini çeker. Yine klasikleşen bir konu hayaletler falan. Ama dizi epey sevimli, eğlenceli bir şekilde ilerliyor. Jo Jung Suk en sevdiğim aktörlerden biri. Park Bo Young ise ilk kez başrolde yer almasına rağmen gayet başarılı oynamış. Çok iyi bir senaryosu olmasa da naif, sevilesi bir dizi.




Age Of Youth 1-2
Diziyle alakalı yazdığım yazı için tıklayınız. Yazıda da beğendiğimi söylemiştim. Tam tadında, gerçekçi güzel bir gençlik dizisiydi. Song Ji Won ve Kang Yi Na'yı çok sevdim. 













Cheese in the Trap
Biri bana dese ki "bu dizi abartıldığı kadar güzel değil" hak veririm. Diziyi severek izlesem de bu kadar sevilmesine anlam veremedim. Park Hae Jin ve Seo Kang Joon gibi epey yakışıklı iki aktörü barındırmasından kaynaklı diye düşünüyorum. Gerçi dizinin finali yüzünden izleyenlerin birçoğu diziden soğudu galiba. Diziyi yereceksin madem niye yazıyorsun derseniz,  diziyi sevdim çünkü. Ama öyle oo çok iyilik bir dizi değil. Üniversitede geçmesi hoşuma gitti.  Cheese in the Trap, kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz bir dizi. Başrol erkeğin karanlık bir tarafının olması diziyi farklı kılmış. Dizinin gizemli havası hoşuma gitti sonrasında aa bu mu yani olsam da hoş bir diziydi.


Strong Woman Do Bong Soon
Park Hyun Shik ve Park Bo Young hem ayrı ayrı hem birlikte çok şeker. Dizi senaryo açısından yetersiz, malzeme var ama senarist kullanamamış. Mafya bölümleri sıkıcı. O kısımları arada atladım. Bunlara rağmen diziyi aşırı sevdim. Başroller cidden çok şeker, diziyi sevdiriyorlar. Diziyi sevmemin asıl nedeni ise böyle mini minnacık bir kızı fiziksel açıdan üstün bir güce sahip olarak izlemekten fazlasıyla keyif almam. Biraz torpilli olduğu doğru yine de izlemesi çok zevkli bir diziydi. Yazarken tekrar izleyesim geldi düşünün o kadar sevmişim.






Orijinal bir konuya sahip olan W, ilk yarı itibariyle nefesimi kesmiş olsa da ikinci yarıda aynı hızla sönüyor. İlk bölümleri seyrederken, izlediğim en iyi dizilerden olacağına emindim. Pek de öyle olmadı. İkinci yarı biraz zorlama, biraz sıkıcı. Her şeye rağmen güzel bir dizi W. En sevdiklerimden olamasa da sevdim. Başrolde de kendini izletme konusunda çok başarılı Lee Jong Suk var. Bir şans verilmeli.









Fight For My Way
Ceolardan, zengin erkek fakir kızdan, fantastik öğelerin bulunduğu dizilerden sıkıldınız mı? O halde doğru yerdesiniz. Başroller gayet sıradan bireyler. Klişelerin birçoğunun bulunmadığı sıcacık bir dizi. Çok eğlenerek izledim son iki bölüm çuvallamasaydı en iyiler arasına girebilirdi. Hakkında yazdığım yazı için tıklayınız.










Jealousy Incarnate
Söz konusu Jo Jung Suk olunca akan sular duruyor. Adam yüzünden Lee Soon Shin dizisine bile 40 bölüm katlandım. Yanına Gong Hyo Jin gibi her rolün altından başarıyla kalkan bir aktris gelmiş izlenmez mi. Tek sıkıntısı 24 bölüm olması. Başlarda aile dizilerini anımsattığından sıkılmadan izledim. Anne rolündeki iki oyuncu diziye renk katmış. Onların rekabetini izlemeyi sevdim. Belli bir yerden sonra haklı olarak asıl üçlünün daha çok üzerinde durulmuş. Sadece 16-19 arası biraz saçmaladıkları için olabilir, sıkıldım. Neredeyse yarım bırakacaktım. İyi ki devam etmişim sonrasında dizi yükselişe geçiyor. Finali de sevdiğimi eklemeliyim. Genel olarak iyi bir diziydi.





Bonuslar:
Lucky Romance: Başrol adam çok sevilesi. Hwang Jung Eum'un sevmediğim bir dizisi yok zaten. Yine karakteriyle sevdiren naif, eğlenceli, sıcak bir dizi. Üst listedekilerden eksiği yok aslında.
Oh My Venus: So Ji Sub-Shin Min Ah ikilisini görünce diziyi heyecanla beklemeye başlamıştım. Ee beklenti yüksek olunca hayal kırıklığı kaçınılmaz. So Ji'nin de Master Sun'dan sonraki ikinci romantik komedi dizisi. İster istemez karşılaştırma yapmış bulundum. Konu basit, karakterler şeker, So Ji'yle Min Ah pek uyumlu. Beklentisiz izlenirse güzel dizi.

Bunları bir tık daha az beğendim:
Legend of the Blue Sea: Açık söyleyeyim Jun Ji Hyun olmasa sevmezdim. Fakat kadın o kadar harika ki tek başına bile diziyi alıp götürüyor. Konusu pek ilgi çekici değil. Böyle yetersiz bir konuyu 20 bölüm yapmak gibi bir hatada bulunmuşlar bir de. Gariptir yine de sıkılmadım izlerken. Asıl konuyu cidden sevmedim. Arkadaşlık, aşk ilişkileri iyiydi. Lee Min Ho var birçoğunuz izlediniz ya da izleyeceksiniz muhtemelen :D
Please Come Back Mister: Çift ilişkileri açısından hiç ilgi çekici değil. Sıkıcı sevmediğim tarafları oldu. Bir o kadar sevdiğim tarafları. Oh Yeon Seo ve Rain eğlenceli. Olaylar güzel bağlanıyor. Oh Yeon Soo ve Honey Lee'nin olduğu sahneleri severek izledim. Artısını eksisini toplayınca sevdiğim bir dizi olduğunu söyleyebilirim.
One More Happy Ending: Konu sıradan. Dört kadının hayatı ayrı ayrı anlatıldığından, arkadaşlık ilişkileri güzel olduğundan sevdim. Bu tarz tek çift üzerinden gitmeyen dizileri seviyorum.

Bu listeye gireceğine inandığım birkaç dizi daha var. Hepsi yarım, listeyi yapmadan bitirmeyi planlıyordum, nasip olmadı. İzleyip beğenirsem onları bir sonraki listeye alırım artık.
Sıralama karışıktır.
Sevdiğim Romantik Komedi Dizileri
Sevdiğim Kore Dizileri

29 Ekim 2017 Pazar

Miyop Olmanın Zorlukları

Yıllarca direndim takmayacağım gözlük falan dedim, lensle zaten uğraşamam dedim. Sonunda pes ettim. Dışarı her çıktığımda korkunç baş ağrısıyla eve dönmeye başlayınca gözlükk gözlük istiyom ya ben nidalarıyla evde gezmeye başladım. Gözlük var da nerde olduğunu bilmiyorum sanıyorum ki memlekette unuttum. Bir arayayım dedim bazanın içinden çıktı. Sevincimi görmeliydiniz. Dedim bayağı çirkin oluyorum ama umrumda değil daha fazla çinli gibi göz kısamayacağım.
Aşırı büyük bir göz numaram yok. Üniversitede genelde ders dinlemediğim için idare ettim. Dinleyeceğim zaman öne falan otururdum. Aylardır evden doğru dürüst adımımı atmadığımdan gözümün daha da büyüdüğünü fark etmedim. Kpss kursuna başladım. Anammm tahtayı iyice göremez olmuşum ya ben. Ve dışarıda uzun süre kalıp eve dönerken etrafa bile bakamaz olmaya başladım. Gözüm çabucak yoruluyor iki kat daha bulanık görmeye başlıyorum. Eve geliyorum başım çatlıyor. Daha fazla dayanamadım. Gözlük takmayı reddeden miyopgillerdendim. Gözlük bir nimetmiş meğer. Yalnız gözlük hiç mi yakışmaz bir insana. Gözlük de çirkin en yakışanı bile çirkinleştirir. Pek takmam denilerek ucuz bir şey alınmış zamanında. Akşam ablam gözlüğü gördü gözümde -gözlüğün varlığını unutmuş- Yeni gözlük mü aldın sen? dedi. Ben de diyorum ki gözlük alsam bu çirkin gözlüğü mü alırım. Yazın kuzenin çocuğu gözlerini çinli gibi yapıp sen niye sürekli televizyona böyle bakıyorsun dedi. Kıstığımın farkında bile değildim aydınlandığım andır.
Peki gözlük takmayan bir miyop ne gibi zorluklarla karşılaşır dersiniz?
Yolda yürürken karşıya bakmak istemezsiniz her yer fludur çünkü. Tanıdık birileri vardır aslında hiç görmediğiniz halde, bak gördü de görmemezlikten geliyor gibi ithamlara maruz kalırsınız. Sonrasında en iyisi önüme bakayım diye düşünürsünüz. Karşıdan biri gelir yakışıklı genç biri zannedersiniz yaklaşınca meğerse o yakışıklı genç, orta yaşlı üstelik hiç de yakışıklı olmayan biridir. Hatta bazen kız zannettiğiniz erkek, erkek zannettiğiniz kız bile çıkar o kadar yani. Sinemaya, tiyatroya gidince öne oturmak istersiniz. Özellikle tiyatroda arkalara oturursanız kim nasıl görünüyor bilmediğinizden yanınızdakinden bir gözlüğünü versene bir şeye bakıp çıkarıcam ricasında bulunmak zorunda kalabilirsiniz. Birinin size bakıp bakmadığına bir türlü karar veremezsiniz acaba bana mı bakıyor diye sorgularsınız. Tam tanıdık birini görüp yanına gittiğiniz anda o kişi çıkmayınca u dönüşü yapıp rezillikten son anda yırtarsınız. Dolmuş yazılarını okuyamadığınız için arada bineceğiniz dolmuşu kaçırırsınız falan da filan bitmez miyobun çilesi.

Miyopluğun az da olsa faydalı yönleri de var tabi. Mesela bazen bir şeyleri ya da birini gördüğün halde görmemezlikten gelip sorunca da aa ben hiç görmedim ki miyobum ben diyebilirsin. Kimseyi görmek istemediğin zamanlarda zaten görmüyor oluyorsun falan. Bir de gözlüğün gerçekten yakıştığı o güzide insanlardan biriyseniz daha ne olsun.
Gözlük takmaya başlayınca ise,
Oha yaprakları görüyorum yahu. İnsanların yüzlerindeki kusurları fark etmeye başlıyorsun. Ablam her gözlük taktığında sen çirkinmişsin ya deyip dalga geçiyordu. Gözlük takınca herkesin çirkinleştiğini iddia ediyordu ki hakikaten öyleymiş. Daha önce göz doktoruna gittiğimde numaram beklediğimden fazla çıktığında doktora ama ben görüyorum ki etrafı demiştim. Doktorsa sen netliğin ne demek olduğunu bilmiyorsun diye karşılık vermişti. Sonradan fark ettim gerçekten bilmiyormuşum. Şimdilerde ise gözlüğüme sarılıp uyuyacağım neredeyse.

Benim miyoplukla alakalı yaşadıklarım, aklıma gelenler bunlar. Aranızda benim gibi miyop olup da ilginç, komik olaylar yaşayan var mı merak içerisindeyim.

27 Ekim 2017 Cuma

Dizi Önerisi: The Handmaid's Tale

Distopya severlerin dikkatine, mis gibi bir öneriyle geldim.

The Handmaid's Tale, Margaret Atwood'un aynı isimli romanından uyarlama. Türkçe'ye Damızlık Kızın Öyküsü olarak çevrilmiş. İzlemeden önce dizinin içeriği hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Hatta kitap uyarlaması olduğundan bile habersizdim. Yorumlara dahi bakmamışken bu diziyi neden izlemeye karar verdim hiç bilmiyorum. İçimden bir ses izle kesin beğeneceksin dedi. Zaten en iyi önerileri hep iç sesim veriyor.
Ve ilk bölümün ilk dakikasından itibaren çok iyi bir seçim yaptığımı anladım. Dizinin ne anlattığını hiç bilmeyince, dizi benim için çok daha gizemli bir hal aldı. Ne anlatıyor bunlar, nolmuş yani, bunların amacı ne diyerek izledim sürekli. Dolayısıyla dizinin konusu tam bir şok oldu benim için. Distopik romanları, filmleri çok severim zaten. Ama her distopya her zaman başarılı olamıyor maalesef. Bu tarz romanları okurken ya da filmleri izlerken o dünyanın içine girebilmek, karakterleri inandırıcı bulmak gerekiyor. İşte bu yüzden dizi benden tam not aldı. Distopya atmosferini çok başarılı yansıtmışlar bence.


Konudan biraz bahsedeyim. Distopik bir gelecekte geçen dizide, kadınlar çocuk dünyaya getirememektedir. Doğan çocuklar ise ya ölü doğuyor ya da kısa sürede ölüyor. Doğurgan kadınlar çocuk doğurmaları için toplanıyor. Kadınların tek görevinin çocuk doğurmak olduğu düşünülen toplumda kadınlar baskı altında yaşıyor. Dizide ana karakter Offred'in bu zorlu koşullardaki hayat mücadelesini izliyoruz.
Offred karakterini Elizabeth Moss canlandırıyor. İzleyenler onu Mad Men'den hatırlayabilir. Harika bir oyunculuk sergilemiş ki zaten Emmy ödülü aldı. Dizi 8 dalda emmy ödülü aldı bu arada. Joseph Fiennes (Flashforward), Yvhonne Strahovski(Dexter, Chuck) de karı koca rolünde. Yvhonne'nun da oyunculuğuna hayran kaldım. Gilmore Girls'ün Rory'si Alexis Bledel dizideki rolüyle konuk oyuncu emmy ödülü aldı. İkinci sezonda kendisini tekrar görücez ki bu haber aşırı mutlu etti beni yeyy. Moira karakterini çok sevdim. Aunt Lydia'yı canlandıran oyuncunun performansını çok etkileyici buldum.

Dizinin sinematografisini de çok beğendiğimi eklemeliyim. Nesnelerin kullanımı, renkler, sahneler müthişti. Çok etkilendiğim bir yapım oldu kesinlikle bir şansı hak ediyor. İzleyeceklere uyarımı yapayım, dizinin atmosferi fazlaca depresif, iç karartıcı gelebilir.

17 Ekim 2017 Salı

Sevdiğim Kore Dizileri

Daha önce Sevdiğim Romantik Komedi Dizileri başlıklı bir liste hazırlamıştım. Şimdiyse romantik komedi dışı sevdiğim dizilerden bahsetmek istiyorum. Romantik komedi listem oldukça kabarmışken diğer türlerde beğenerek izlediğim çok fazla dizi yok. O yüzden tek bir yazıda hepsini paylaşacağım. İlerde ikinci bir yazı yazacak kadar dizi birikirse tekrar yazmayı planlıyorum.

 Bridal Mask
Düşünün 28 bölümlük bir dizi izliyorsunuz zerre temposu düşmüyor zerre sıkmıyor. Kendinizi oyunculara hayran kalırken buluyorsunuz.
Dizi 1930'lu yıllardaki Japon işgali dönemini anlatıyor.
Joo Won pek iyi oynasa da Shunji karakterini canlandıran Park Ki Woong'un gölgesinde kalmış. Jin Se Yun'un oyunculuğu biraz sırıtıyor neyse ki dizi o kadar güzel ki kızın oyunculuğunu maskeliyor. Bugüne kadar yüzden fazla kore dizisi izledim Bridal Mask kadar beğendiğim pek az dizi var. Hatta gönül rahatlığıyla izlediğim en iyi kore dizisi ilan edebilirim. Hala izlemediyseniz daha fazla geç kalmayın derim.





Signal
Korelilerin aile ve tarihi dizilerdeki başarılarını polisiye, aksiyon gibi türlerde gösteremedikleri aşikar. Aile dizileri çok uzun, tarihi diziler ise çoğunlukla ağır aksak ilerlediğinden romantik dizilere eğilim ister istemez artıyor. Halbuki ne seyir anlamında ne okuma anlamında romantizm ağırlıklı yapıtları seven biri değilimdir. Fakat iş kore dizilerine gelince değişiyor. Signal türündeki kore dizilerini mantık hataları, olayların sık tekrara düşmesi ve benzeri durumlardan ötürü yetersiz bulurum genelde. Signal ise kesinlikle bir istisna. Baştan sona mükemmel. İzlediğim en iyi suç dizisi. Tvn'i canı gönülden tebrik ediyorum. 16 bölümün bu kadar iyi kullanıldığı başka bir dizi izlemedim sanırım.
Lee Jae Han sen mükemmel bir detaysın.



Gu Family Book
Şu sıralar fantastik dizilerden gına geldi herkese. Gu Family Book yayınlandığı sırada fantastik dizi yokluğu vardı. Gerçi dizinin en güçlü tarafının fantastik öğeler olduğunu söyleyemem. Tarihi kıyafetleri görüp de tarihi dizi sevmiyorum diyerek es geçmeyin. Yavaş ilerleyen bir dizi değil aksine oldukça heyecanlı bir ilerleyişi var. Sadece bir iki bölüm sıkıldığımı hatırlıyorum. 20 bölümün üzerindeki dizilerde illa birkaç bölüm sıkılma payı olur zaten. Üzerinden bayağı zaman geçtiği için hakkında yüzde yüz emin olamadığım bir dizi. Ama çok beğenerek izlediğimi hatırlıyorum. Bu tarz tarihi fantastik dizileri seviyorsanız bir şans vermelisiniz. Unutulmadın Wol Ryung.




49 Days
49 Days, fantastik türde izlediğim ilk kore dizisi olduğundan pek farklı gelmişti. Dizinin verdiği mesajlar çok etkileyici. Hem fantastik bir dizi yap hem de bu kadar gerçekçi olsun. Oyunculuklar çok iyi özellikle Lee Yoo Won bir harika. Sonu dışında pek güzel bir dizi. Dram sevmem ama bu dizi başka. Çok yoğun duygular hissettiren dolu dolu bir senaryoya sahip. İzleyeli 6 yıl olmasına rağmen hala diziyi etkileyici buluyorum. 49 Days'i şuan izlemiş bile olsaydım aynı şekilde beğenirdim diye düşünüyorum. Ama bu kadar güzel bir diziye o son gerçekten yakışmıyor. Neyse o kadarı kadı kızında da var.
Bir ara kötü karakter deyince gözüm Bae Soo Bin'i arıyordu.



Can You Hear My Heart 
Romantik-Aile türündeki dizi 30 bölüm boyunca her türlü duyguyu derinlemesine hissettiriyor. 

Cha Dong Joo - Bong Ma Roo ikilisinin uyumu pek şeker. Hwang Jung Eum'un izlediğim ilk dizisi. Gariptir kadının sevmediğim bir tane dizisi bile yok. Bu dizi de çok sevilesi. Hiç sıkılmadan birkaç gün içinde bitirmiştim. İlk beş bölüm sabredip çocukluk kısmının bitmesini bekleyin sonrasında severek izleyeceğinize eminim.







 Misaeng
Dizide, iş hayatının zorlukları oldukça gerçekçi bir dille işlenmiş. Sözleşmeli çalışan olmanın zorlukları, kadın çalışanlara bakış açısı, alt üst ilişkileri gibi birçok konu mükemmel bir şekilde ele alınmış. Bu dizi izlediğiniz hiçbir kore dizisine benzemiyor. Dizi boyunca sanki bir kamera aracılığıyla gerçek bir ofis hayatını izliyormuşum gibi hissettim. Çok iyi bir dizi olsa da her kesime hitap ettiğini söyleyemem. Sıkıcı gelme ihtimali yüksek. Dizinin değerini anlayanlar övgüler yağdırıyor. Müthiş oyuncular müthiş bir dizi.
İzlediğim en sağlam dizilerden. Jang Geu Rae karakterinin gelişimi görülmeli.





Secret 

Sevmediğim bir tür olan dram için bir istisna daha. Dizi tuhaf bir şekilde içimi hiç baymadı. Ji Sung ile Hwang Jung Eum yanyana o kadar iyi ki üzerine bir de Kill Me Heal Me çektiler.  Dizi çok etkileyici, Ji Sung'ın karakteri aşık olmalık. Bae Soo Bin yine mi sen. Benim gibi dram sevmiyorsanız bile bir şans verin.
Of ne diziydi be.









Healer
Uzun uzun yorum yapamayacağım. Ji Chang Wook var, Park Min Young var, aşk var, ekşın var. Birçoğumuza bu kadarı yeter sanırım.














Dream High
Normal şartlarda okul dizisi önerisiyle gelmem. Ama bu dizinin kendini sevdiren yönleri var. Bir kere acayip gaza getiriyor. İnsanın mücadele etme isteğini artırıyor. Dizideki dans, müzik performanslarını izlemek aşırı keyifli. Sadece romantik ilişkiler için izleyecekseniz sevmeyebilirsiniz. Hayallerinin peşinden git, umudunu kaybetme mottosunu seven bir insanım. Fight for My Way de bu yönüyle kalbimi kazanmıştı. Lise çağındakilerin daha çok seveceğini düşünüyorum.








Diğer Önerdiğim Diziler
Tarihi sevenler için The Princess Man ve The Moon Embracing The Sun. Tarihi dizilerde sıkılıyorum ama yine de bir şans vermek istiyorum diyenlere de bu ikisini önerebilirim. Başlangıç için iyi seçimler. Çok akıcılar diyemem ama diğer tarihi yapımlara göre kısa olduklarından izlemek daha kolay. Yayınlandıkları dönemde hem Koreli hem Türk izleyicilerin beğenisini kazanmışlardı.
Suç dizilerini seviyorsanız 11 bölümlük Bad Guys'ı önerebilirim. Üstelik Park Hae Jin var.
Bunlar dışında The Partner da severek izlediğim diğer bir dizi.
Dizileri sevme sırama göre yazmaya çalıştım. Şuan Father is Strange'i severek izliyorum. Henüz yarısını izlediğim için net bir şey söyleyemem. Aile dizisi sevenler bir göz atabilir.

4 Ekim 2017 Çarşamba

Bana Böyle Dizilerle Gelin: Age Of Youth Sezon 1&2

Üst not: Bu post spoiler içermez!

Age of Youth Sezon 1, aynı evde yaşayan birbirinden oldukça farklı karakterlere sahip beş kız arkadaşın okul, iş ve aşk hayatını anlatan 12 bölümlük kısa bir dizi. Hakkında oldukça iyi yorumlar okuduğum için uzun zamandır izlemek istediğim bir diziydi. Sezon 2'nin de başlamasıyla izlemeye karar verdim. İyi ki de izlemişim. İşte gençlik dizisi böyle olur arkadaş ne öyle heirs meirs.  

Çok güldüğüm sahneler oldu. Ağladığım sahneler oldu. Bazı olaylar çok hayatın içinden, gerçekçi geldi. Oldukça severek etkilenerek izledim diziyi. Sezon 2 başlayınca izlediğim iyi olmuş çünkü biter bitmez üzerime hüzün çöktü. Üniversite okurken çok farklı insanlarla yurtta, evde bir arada yaşadığım için dizi daha da anlamlı geldi belki de.  Öyle toz pembe müthiş hayatlar izlemedik. Karakterlerin hiçbiri kusursuz değildi. Hepsinin kendi içlerinde problemleri vardı. 

Dizide hayatın inişli çıkışlı yanları pek güzel işlenmiş. Mutluluk hüznü de beraberinde getirir.  Yaşadığımız müddetçe sorunlar hiç bitmez en kötüsünü de yaşasak hayata devam etmeliyiz. Dizinin bana verdiği mesajlar böyle^^  Kesinlikle boş bir dizi değil. İzlemenizi tavsiye ederim. 


En sevdiğim karakter kesinlikle Song Ji Won. Sen ne şeker ne eğlenceli kızsın. Keşke benim de arkadaşım olsaydın.  Çok sevdim. Çılgın mı çılgın ama yeri geldiğinde de oldukça olgun. Eun Jae'nin söylediği gibi boşissoyo unni. Kang Yi Na'yı da bir o kadar sevdim. Lafını esirgemiyor falan tam idol. En az sevdiğim karakter de Yoo Eun Jae. Onun olduğu sahnelerde sıkıldım bile böyle mıy mıy fenalık geldi. 

Maalesef Kang Yi Na karakteri ikinci sezonda yok. Yoo Eun Jae karakterini oynayan oyuncu da değiştirilmiş. Her ne kadar önceki kızı sevmesem de değişmesi garip geldi. Zaten oyuncu değişikliğine oldum olası uyuzum. Bizim dizilerde çok yapılıyor malum. Gerçi eskisi kadar olmuyor ya da pek televizyon izlemediğimden farkında değilim.

Sezon 2'den  henüz 3 bölüm izledim. Aynı güzellikte devam ediyor. İlk bölümden sevdirdi kendini. Lakin Kang Yi Na'nın sadece ilk bölümde olması çok üzücü. Kore dizilerinde ikinci sezon ilk sezondan bağımsız olur genelde. O yüzden bu dizinin kaldığı yerden hemen hemen aynı karakterlerle devam etmesi çok sevindirici. 


Jo Eun karakteri şuan için bende olumlu ya da olumsuz herhangi bir his bırakmadı. An Woo Yeon'u görmek sevindirdi. Do Bong Soon'da pek beğenmiştim. Gelecek var bu çocukta aha buraya yazıyorum. Bu sezon 14 bölümmüş. Diziyi yeppudaa çevirisiyle izlemenizi öneririm. 

21 Temmuz 2017 Cuma

En Çekici Koreli 10 Aktör

Bloğu açtığım zamandan bu yana yazmayı düşündüğüm bir yazıyı beş yıl sonunda nihayet klavyeye alabiliyorum (Çok bayat oldu dimi) Gogıl amcaya sorsanız zibilyon tane yazı çıkar biliyorum. Konu da ayrı bayat. Çok kişisel bir liste olmakla beraber yakışıklı bulduğum kişiler listesi değil bu. Yakışıklı ve çekici kavramları oldukça paralel olsa da aynı şey değil bana göre. Bir örnek üzerinden gidecek olursam, Ronaldo en güzel örnek olabilir. Adamı yakışıklı bulmuyorum fakat çekici buluyorum. Hemen bir örnek daha göstereyim: Al Pacino. 70'lik dede halleri değil tabi 30'lu yaşlarını pek çekici bulup çok da yakışıklı bulmuyorum (Yazar hemen bir sekme açıp yaşı kontrol etti, 77 yaşındaymış) Hemen uyarımı yapayım listede Lee Min Ho, Ji Chang Wook, Lee Jong Suk yok cınımlar. Kore'yi diziler dışında takip etmediğim için dizideki rollere göre değerlendiriyorum. Bir istisna dışında uzun zamandır beğendiğim namcalar bunlar. Listede o çok beğendiğiniz oyuncunun olmama sebepleri şunlar olabilir:

1. Şahsı sadece tek bir rolde izlemişimdir ya da diğer rollerde beğenmeyip tek bir rolde çekici bulmuşumdur.
2. Yukarıdaki üçlüden biridir.
3. Yakışıklı olmasına yakışıklıdır ancak canlandırdığı roller sebebiyle gözümde bıdık, sevimli, itici birine dönüşmüştür.
4. Belki de direkt beğenmiyorumdur.
5. 10 kişiyle sınırlandırdığım için listeyi kıyısından kaçırmıştır. (Nasıl bu kadar az kişiyle sınırlandırdım bilmiyorum. Yazının ikinci, üçüncü...sekizincisi mi gelse )


1. So Ji Sub 
So Ji Sub Hot
İzlediğim Yapımlar: I'm Sorry I Love You, Phantom, Master Sun, Oh My Venus
Yaş: 40  Boy: 182 cm  Burç: Akrep
En Çekici Hali: Kim Young Ho - Oh My Venus
Sorry I Love You dizisinden beri sevdiğim So Ji'yi acıların çocuğuyken de, komik rollerdeyken de, hatta put gibi olduğunda bile beğendim, beğeniyorum. Bakışları, gülüşü her şeyiyle hoş adam.

2. Ji Sung
İzlediğim Yapımlar: Protect the Boss, Secret, Kill Me Heal Me
Yaş: 40   Boy: 178 cm   Burç: Balık
En Çekici Hali: Shin Se Gi - Kill Me Heal Me
Protect The Boss dizisindeki haliyle çok sevimli olmaktan öteye geçemeyen Ji Sung, Secret dizisinde bildiğin kalbimi çarptırmıştır. Lee Bo Young iyisin he kaptın taş gibi adamı.

3. Lee Dong Wook
İzlediğim Yapımlar: My Girl, The Partner, Hotel King, Goblin, Roommates
En Çekici Hali: Grim Reaper - Goblin
Yaş: 36  Boy: 184 cm  Burç: Akrep
The Partner dizisinden beri beğeniyorum. Goblin dizisiyle feci anlamda beğenimi kazandı. Boy pos da var tabi ne giyse yakışıyor. Arada bir tipi kayıyor olsun hoş adam.

4. Seo Kang Joon
Seo Kang Joon Cute
İzlediğim Yapımlar: Cunning Single Lady, What Happened To My Family, Cheese In The Trap, Roommates
En Çekici Hali: Baek In Ho - Cheese In The Trap
Yaş: 24  Boy: 183 cm  Burç: Terazi
Baek In Ho karakteriyle gözüme Park Hae Jin'den bile hoş gelmeyi başaran, ilk kez seyrettiğimde bu Koreli mi emin miyiz? dedirten gençliğinin baharında bir taş.

5. Park Hae Jin
Park Hae Jin Hot
İzlediğim Yapımlar: Man From The Stars, Bad Guys, Cheese In The Trap
En Çekici Hali: Saykopess 😄 - Bad Guys
Yaş: 34  Boy: 186 cm  Burç: Boğa
Şimdi bir çoğunuz Man From The Stars'da tanıdınız, ben teee My Daughter Seo Young'dan beri beğeniyorum. (Hemen artisliğimi yapayım ehehe. İki dizi arasında sadece bir yıl var çaktırmıyoruz.) Ablam Seo Young dizisini izlerken tesadüf eseri gözüme çarpınca oha bu ne noluyoz yuh demiştim. Özellikle adamın sahnelerini izlemeye ablamın başına gidiyordum. 😀 Bu adam keşfedilmelii ya çağrılarıma kulak verdiler de işteee 😎

6. Nam Goong Min
İzlediğim Yapımlar: Can You Hear My Heart, My Secret Hotel, Sensory Couple, Remember
En Çekici Hali: Şef Kwon - Sensory Couple
Yaş: 39   Boy: 178 cm   Burç: Balık
Gong Shim dizisinde hafif karizmasını çizdirse de hala seviyorum. Yarım bıraktım diziyi pek etkilenmedim o yüzden. Remember'da da pek pislikti sevmemiştim. Bir ıyy pislik var bir pislik ama taş var. Her kötü rol bir değil. Ben işin esprisindeyim tabi, bunların rol olduğunun farkındayım.

7. Song Jae Rim
Song Jae Rim Cute
İzlediğim Yapımlar:  The Moon, Inspiring Generation, Surplus Princess, Goodbye Mr. Black
En Çekici Hali: Uf Puf seçemedim hepsi. Peki peki Mo Il Hwa- İnspiring Generation
Yaş: 32  Boy: 180 cm  Burç: Kova
Oyunculuğuyla değil görünümüyle öne çıkıyor yalan yok.

8. Yoon Hyun Min
İzlediğim Yapımlar: Cruel City, Witch's Romance, Inspiring Generation, Falling For İnnocence
En Çekici Hali: Lee Joon Hee - Cruel City
Yaş: 32  Boy: 184 cm  Burç: Koç
Başrol adamların biricik yancısı. Tunnel dizisinde de öyle galiba.

9. Kim Jae Wook
İzlediğim Yapımlar: Coffee Prince, Inspiring Generation
En Çekici Hali: Kim Soo Ok - IP
Yaş: 34  Boy: 183 cm  Burç: Koç
Hyun Min bile yancı bilmem ne bir sürü rolde oynadı da şu adamı bir düzgün yerde oynatmadınız ona yanarım.

10. Yoon Doo joon
Doo Joon Cute
İzlediğim Yapımlar: Let's Eat, Splash Splash Love
En Çekici Hali: Kral Lee Do - SSL
Yaş: 28  Boy: 179 cm  Burç: Yengeç
G.Na'nın bir klibinde keşfettiğim Dujun işte. Uri Dujun.


-Inspiring de ne diziymiş be beğendiğim bütün adamları toplamışlar. Dizide üç tane güzel şey vardı onlar da yukarıda zaten. 
-Listeden anlaşıldığı gibi genelde 30 yaş üstünü daha çekici buluyorum. 
-Boyu boyuma huyu huyuma uyar mı acaba diyenlere de kıyak geçtim hadi yine iyisiniz.
-Fotolar alıntı olup kolajlar bana aittir.

20 Temmuz 2017 Perşembe

Yoo In Na ~ Hep mi Güzelsin (Goblin Stil)

Yoo In Na en fazla sayıda dizisini izlediğim kadın oyuncu. Bir iki kıytırık rolü dışında bütün dizilerini izledim ve yıllardır kadın hakkındaki görüşlerim değişmedi. Bu kadın hep güzel hep şirin. Genel olarak benzer rollerde görsek de hiç bıkmadım kadını izlemekten. Dizilerin çoğunda da görünüşü beğenilen karakterleri canlandırdı. Bir istisna olarak One More Happy Ending dizisi var. Ordaki rolü için kilo alıp saç stilini değiştirmişti. Kadına sanki çok çirkinmiş gibi davranıyorlardı peh. Bana sorarsan o haliyle bile çok şeker. Kadın mı güzel giyiniyor yoksa ne giyse yakışıyor mu bilemedim. Güzele ne yakışmaz misali çuval giyse yakışır. Goblindeki kıyafetlerinden kaydettiklerim bunlar. Ben hepsini beğendim çünkü hepsi yakışıyor kadına 👧 Nette araştırdığımda da fiyatlarıyla birlikte veren bir site buldum. Buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca diğer Goblin karakterlerinin de vardı. Lee Dong Wook ve Gong Yoo'nun da giyimleri harikaydı. Ya da adamlar muhteşem.

yoo in na goblin fashion
yoo in na goblin tarz





yoo in na goblin giyim













Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...